"Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya... İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya... Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin; bol bol bulunmadığı ne demek! Hiç olmadığı bir dünya! Sevilmeye layık küçücük kızların orospu olmadığı, geceleri hacıağaların minicik kızları caddelerden yirmi beş lira pazarlıkla otellere götüremediği, her genç kızın namuslu bir delikanlı ile konuşabidiği, para için namus, ar, hayâ, hayat, gece, gündüz satılamadığ bir dünya... Muhabbet tellallarının günde otuz lira kazanmadığ bir dünya... Sokaklarda sefillerin bulunmadığı bir dünya... Kafamın kolun, çalışabildiği zaman insanın muhakkak doyabildiği, eğlenebildiği bir dünya... İçinde iyi şeyler söylemeye, doğru şeyler söylemeye selahiyetler kıvranan adamın, korkmadan ve yanlış tefsir edilmeden bu bir şeyleri söyleyebildiği bir dünya..."