Kendimizi yaptığımız şeyler kadar zannedersek, yaşamı oldurduklarımız kadar yaşamaya çalışırız. O zaman olduğumuz kişi, elimizle yaptığımız bir heykele dönüşür; değişime direnmeye çalışırcasına, anların içerisinde sıkışmış olan... Belki de asıl putperestlik böyle bir şeydir... Kendi yarattığımız benliği var etme çabasında, asıl oluşumuzu hükümsüz kılmak... Her şey olabilecekken, bir şeyde sıkışıp kalmak... Yaşamak varken, bir anın içinde hapsolmak.
İnsanın tüm yaşamı, "Ben kimim?" arayışıyla geçer. Çünkü insan, kendi olmak yerine biri olmaya çalışır. Olmaya çalıştığı kişi ise çoğu zaman etrafındaki kişilerin onu nasıl görmek istediklerinin bir ortalamasıdır. Ya da kendini uygun gördüğü bir hâlin gölgesidir. Durum böyle olunca, insan olduğu kişinin hakkını vermek yerine, birisi olmaya çalışır. Bu da bir doğum ve ölüm çemberi hikâyesidir...