Bizi atalarımız, büyüklerimiz mahvetti. Halklarımzı birbirlerine düşman ettiler. Milliyetçilikle, dincilikle, tarikatçılıkla. Birbirimize bir anda düşman olmadık. Düşmanlık tohumlarını çok uzun yıllar önce beynimize, düşüncelerimize ektiler. Bu tohumların yeşermesi için verimli bir ortam oluşturdular. Bizi uzun süre düşman olarak yetiştirdiler."
"Kâinatın her köşesi uyum ve düzen içindeyken neden biz insanların hayatı bu kadar karmaşık? Hayvanlar bile üzüntüsüz, rahat bir hayat yaşıyor. En zayıf sandığımız karıncalar bile mutlu. Neden bu berbat hayata katlanıyorum? Neden?"
Her şeyin karşılıklı olduğu bu dünyada bir tek saçlarını hatırlatıyordu. Okşayıp huzur bulduğu yumuşak, onun sevgisi karşılıksızdı çünkü sevgisini etrafındaki herkesle paylaşırdı. Bir insanın kalbine bu kadar sevgi, şefkat, bu kadar mutluluk nasıl sığabilmişti? Emin olduğu tek şey, annesinin bu vefasız dünyaya ait olmadığıydı. Dünyada bir yama gibiydi.