Biz terapistler,çalışmalarımızda ince bir ayarı tutturabilmek ve hedefi gözünden vuran birer ampirist olmak için çırpınıp dururuz.Hastalarimizin bağlanma öyküsündeki veya DNA dizilimindeki bozuk kısımları tamir etmek isteriz.Oysa çalışmalarımızın gerçekliği bu modele uymaz ve genellikle, hastalarımızla çıktığımız kesif yolculuğunda doğaçlama yapmak zorunda kaldığımızı fark ederiz.