Tuhaf olan şudur ki, rüya unsurlarını normalde önemli ve derine işleyen olaylardan, geçmiş günün önemli ve tahrik edici menfaatlerinden almaz. Aksine tâli ilavelerden, sözüm ona yakın geçmişin ya da daha eskilerde yer alan geçmişin değersiz kırıntılarından alır. Ailemiz içinde yaşanacak sarsıcı bir ölüm olayının izlenimlerinden dolayı, geç saatlere kadar uyuyamayız. Bu olay hafızamızda hiç yer almaz. Ta ki uyanık olduğumuz ilk an, söz konusu olayı hafızamızda yeniden bunaltıcı bir şiddetle tesis edinceye kadar. Oysa yolda karşılaştığımız ve yanından geçip gittikten sonra artık hiç mi hiç düşüncelerimizi meşgul etmeyen bir yabancının alnındaki siğil, rüyamızda rol almaktadır.