Her önemsiz olayın yüreği etkilemesinden sakının: Her esintiye eğilen sazın ömrü bir yıldır; meşeyse sapasağlam ayakta durur, yıllar yılı fırtınalara göğüs gerer.
İnsan her yerde zulme boyun eğiyormuş, başını şöyle bir kaldırması boyunduruğunu fırlatıp atmasına yetecekken o, doğuştan gelen hakkını aramak yerine el etek öpüp, “ Şu iki günlük ömürde yiyip içip eğlenelim,” diyormuş.
Günün tabiriyle “namus”u güvende olduğu sürece kadın, bütün toplumsal vazifelerini ihmal edebilir, hatta kumar ve lüks düşkünlüğüyle ailesinin mahvına yol açabilir ve bütün bunlara rağmen hâlâ alnı aktır: Namuslu kadındır ya o!
Zihne alınan düşüncelerle olgular, gerektiğinde kullanılmak üzere hazırda bekler; sonra tesadüfi bir durum hayatımızın çok farklı dönemlerinde edindiğimiz bilgileri tüm canlılığıyla aklımıza getirir.