Bazen kelimeler, hislerimizi anlatmak için en kolay ama en yanıltıcı sığınaklarımız olur. Erich Fromm’un da dediği gibi; önemli olan söylenenler değil, sergilenen davranışlardır. Birine “seni seviyorum” demek saniyeler sürer, ancak bu sevginin sorumluluğunu almak, onu emekle büyütmek ve en önemlisi karşı tarafa hissettirebilmek bambaşka bir olgudur.
Hayatımız boyunca pek çok vaat duyar, pek çok güzel sözle karşılaşırız. Fakat günün sonunda zihnimizde yer eden şey, o sözlerin büyüsü değil, zor anımızda uzatılan bir el veya paylaşılan sessiz bir huzurdur. Davranışa yansımayan her duygu, aslında henüz tamamlanmamış bir cümledir. Çünkü sevgi bir söylem değil, bir eylemdir.
Gerçek sevgi; tutarlılıkta, verilen sözün arkasında duruşta ve en küçük bir jestin içine sığdırılan o büyük özende gizlidir. Sevdiğini söyleyen birine değil, sevgisini bir bakışıyla, bir dokunuşuyla veya sizin için göze aldığı bir fedakarlıkla gösteren birisine inanmak sizi hayal kırıklıklarından korur.
Unutmayın; kalbe giden yol kulaktan değil, yaşanmışlıklardan ve samimi davranışlardan geçer.