Genç Anafartalar kahramanının, Sevres Muahedesi'ni kılıcının ucuyla yırtarak Anadolu yaylalarında mukaddes harbi açtığını duyduğum gün kendi kendime: "Ne güzel bir ölüm fırsatı!" demiştim. Fakat kader, bir silerim çukuru içinde masum bir köylü çocuğuyla üst üste düşüp göçmek şerefine beni layık görmedi.
Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
sende uzaklığı,
sende, ben, imkansızlığı seviyorum.
Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin.
Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
fakat asla ümitsizliği değil...