Dünyanın süsü dünyayı isteyenler içindi. Ahirete talip olanların yükleri hafif olmalıydı. Yanlış hesap, insanın dünya da ebedi kalacağını sanması değil mi? Bu yanlış yüzünden insan bütün vaktini dünyaya sarf etti! Böyle bir insanın ihtiyarlayıvermesi ne kadar acıdır! Ya da hiç beklemediği bir anda ölümün pençesine düşmesi. En iyisi, insanın yolcu olduğunu unutmaması değil mi?
Hz. Ali (ra.) gün olur savaştan dönerdi. Yaralı ve yorgun olurdu. Evinde onu bekleyen eşi şefkatle yaralarını sarar, onun kahramanlıklarını över, ona cesaret verirdi. Gün olur uzun bir seferden dönerdi. Evinde sabır ve imanla kendini bekleyen, sanki biraz önce yanından ayrılmış gibi sıcak bir sevgili bulurdu. Ve şöyle derdi: "Yoğun bir koşuşturmanın ardından eve gelip Fatıma'nın yüzüne baktığımda bütün gam ve üzüntülerim yok olup gider."
Aile bir hak arama yeri değildir. Bilakis, sevgi ve şefkat ile eşlerin birbirlerinin bütün hissiyatlarına karşılık verme, kalbin, ruhun, vicdanın bütün ihtiyaçlarını karşılama, birlikte mutluluk ve saadet arama yeridir.
"Ey Sevgilil Sana denk bir sevgili var mı?
Kalbimde senden başkasına bir sevgi var mı?
Sevgili ayrıldı benden ve gözümden gizlendi
Sevgilinin kalpten gizlenmesine imkan var mı?"
Geriye söz kalır. Sözün saltanatı ebediyete kadar devam eder. Alem satırına yazılan hiçbir söz silinmez! Asırdan asıra, yeniden yeniye güller açan sözler vardır. Ölmüş kalpler sözle dirilir. Yıkık gönüller söz ile abad olurlar! Nice sultanlar söz karşısında eğilir, nice cebbarlar söz karşısında küçülürler! Sözün kalplerde kurduğu saltanatı yıkacak bir güç henüz keşfedilmemiştir. Söz ölmez, zaman toprağı altından yanık bir gönlün baharında yeniden diriliverir! Zaman her şeyi yiyip bitirir- ken söz karşısında aciz kalır, mahşer halkının elinde sadece sözleri kalmış olur hesap gününde!