Birkaç yıl önce okuduğum, adı galiba mutluluk olan bir romanda denildiği gibi, biz, bu ülkenin okur yazarları, boşluğa düzen bir trapezci gibiydik. Doğu askını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük.
Acaba böyle aşklar, doğuya mı özgüydü, bir çeşit harese miydi bu da insanın kendini helak ettiği? Ah minel aşk sözü başka dile çevrilebilir miydi? Bu tutkusuz, birbirine benzemiş, kişilikleri silinmiş, çıkarların yönettiği kent insanları dünyasında...
Kapıyı göstereceğimiz kişiye anlayış gösteririz;
Yol vereceğimiz kişiye yer veririz;
Terk edeceğimize, sabrederiz;
Kartalla uçup et yiyeceğimize,
Kargayla uçup bok yeriz.
Ondan böyle oluyor.