“Rahipler, ne zaman pratikte değil de, vaazda ustalaşırlarsa,
Biracılar, ne zaman su katıp biralarını bozarlarsa,
Soylular, ne zaman terzisinden daha iyi giyimden anlarlarsa,
İmansızlar değil de, zamparalar yakılırsa,
Her dava ne zaman doğru dürüst görülürse,
Beyler borçtan, soylular parasızlıktan kurtulursa,
Diller ne zaman iftiradan arınırsa,
Yankesiciler ne zaman pazarlara dadanmazsa,
Tefeciler, el âlemin önünde altın sayarlarsa,
Pezevenkler, orospular kilise yaptırırlarsa:
Her şeyin altı üstüne gelir, duman olur İngiltere Krallığı.”
“İşte insanların sersemliğine güzel bir örnek: Çoğu kez kendi ektiğimizi biçtiğimiz halde, bahtımız kapandı mı, başımıza gelecek felaketlerin sorumluluğunu gider güneşe, aya ve yıldızlara yükleriz. Sanki zorunlu olduğumuz için kötülük yaparmışız gibi; sanki göklerin zoru ile budala, doğuşumuza egemen olan burcumuzun baskısı ile alçak, hırsız ve hain; sanki yıldızımızın etkisine boyun eğmek gerektiği için sarhoş, yalancı olur, zina ederiz. Yaptığımız bütün kötülükler kutsal bir gücün zoruyla olur. Orospu peşinde koşan bir zamparanın şehvetini bir yıldıza yüklemesi harika bir kaçamak doğrusu!”