“Ezildikçe, başını hep dik tutmanın o kadar da önemli olmadığını anlıyor insan. Her şeyi görmüyor, her şeyi duymuyor. Her şeye verilecek bir cevabı olmuyor. Hayat insana görmemeyi, duymamayı öğretiyor. Tutunabilmek için işine geleni seçiyorsun gördüklerinin arasından."
“Sustum ve bekledim. Taş olana kadar sustum. İnsana bazen ne garip bir güç geliyor, değil mi? İçinde depremler olurken o kadar sessiz kalabilmek ne garip! Taş olmak, duvar olmak, içi boşaltılmış bir çuval gibi öylece kalakalmak... İçinde sürekli bağırıp dururken susabilmek, dudakların kanayıncaya kadar susabilmek... İnsan kararıyor öyle zamanlarda. İçindeki karanlık, yüzüne, ellerine, bakışlarına vuruyor."