Ali şenkal

Ali şenkal

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.·
Beğendi
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 03:10
·
2026 15. kitabı
Zülfü Livaneli
7.7/10 · 5,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Demek ki kalın duvarlarin ardinda insan böyle ayakta kalıyordu. Hep bir umut vardı, hep bir direnç. Yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Hayır, rızkını vermediğimiz, veremediğimiz müddetçe ne çocuk, ne nüfus isteyemeyiz. Karnını doyuramadığımız, sıhhatini koruyamadığımız, tahsilini temin edemediğimiz her çocuk, “bu memlekete yüz milyon lâzım!” diyenlerin gözüne, onları gaflet uykularından uyandırmak için sokulmuş birer parmaktır. Bize yarının hastanelerini, darülâcezelerini cezaevlerini dolduracak, cahil, mesleksiz, serseri yüz milyonun lüzumu yok! Bize, insan gibi yaşamak, hayatın nimetlerinden istifade etmek imkânlarına, hiç olmazsa bu sakat tedbirleri tavsiye edenler kadar sahip yirmi milyon vatandaş, daha faydalıdır. Bunun için, işi kabuğundan değil, çekirdeğinden ele almak evvelâ bu memlekette sefaletle, cehaletle İçtimaî müsavatsızlıkla, hülâsa bütün geri taraflarla hep birden mücadele etmek lâzımdır. Hiçbir içtimai mesele tek başına var olamaz, hepsi birbirine zincirleme bağlıdır. Zincirin bir halkasını ele alıp üst tarafını unutursak, köylerde on çocuk doğurup bilgisizlik, bakımsızlık, sefalet yüzünden ancak ikisini yaşatabilen anaları, sıtmadan, veremden ölen, trahomdan kör olan yetişkinleri düşünmeden “fazla çocuk doğurmuyoruz da ondan küçük ve geri millet olarak kalıyoruz!” diye bağırırsak, gülünç vaziyete düşmüş oluruz. Bize yeni bir hayat getirecek yeni bir nesil, yeni bir hamle, yeni bir dünya görüşü gerek. Ama istediğimiz bu yeni hayat, yukarıda söylediğimiz çocukların sattığı cinsten, sefil ve korkunç bir “Yeni hayat!” değil.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Her seyini yazmıslar mıydı İstanbulun? Ne kadar çok yazarlarsa yazsınlar anlatılmayan, eksik kalan bir şeyler olacaktı hep. İstanbul'un kimseye göstermediği yüzleri, kimsenin bilmediği âdetleri, günden geceye değişen renkleri, fotoğrafçının kamerasından, ressamın fırçasından, Şairin kaleminden kaçan utangaç köşeleri... Hep anlatılmayan bir İstanbul olacaktı... Sokakları dolduran insan kalabalığı... Trenler, martılar, vapurlar... Her gün yeni bir gizini açıyordu Konstantiniyye.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Ne demişti hemcinslerimden biri? Dans edemediğim devrim devrim değildir. Cumhuriyet'le kadınlar dans etmeyi öğrendiler. Utanmadan, korkmadan... Ayaklarını özgür yarınların temposuna uydurarak.
Sayfa 42·Kitabı okudu