Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!
Ve bütün idealist adamlar, belirli bir amaca varlığını adayanların zulmüyle zalimdir. Çünkü bunlar için, insanca bağlar, en güçlü aşklar, amaçtan sonra gelen şeylerdir ve amaçları için hiçbir elemden, hiçbir fedakarlıktan, hiçbir kurbandan kaçınmazlar. Bunların bu kudretidir ki, ihtilalleri, millet tarihinde herhangi yeni dönümü, herhangi sarsıntıyı, kan ve facia karşılığında meydana getirir. Fakat yazık o kadına ki, kalbini böyle bir adama, iradesini böyle bir düşünce tutanağına uydurmuştur. Çünkü düşüncesiyle ve sevgilisi karşı karşıya geldiği zaman, her ne ıstırap ve gözyaşı karşılığında olursa olsun, mutlaka feda edilecek olan sevgilisidir. 
Zavallı küçük kız bilmiyordu ki, aynı güçle birbirine olan büyük aşkların hepsi masallardadır. Kendi temiz kalbinin taşıdığı, bütün dünyasını dolduran aşk çölünde tek ve yalnızdır. Garip bir önsezi ile kendisinin Tosun’a her şeyi (her şey nedir, henüz bilmiyordu) vereceğini, Tosun’un gece geçen gemiler gibi onun ıssız hayatında bir defa ışığını gösterdikten sonra geçeceğini hissediyordu. Bilmiyordu ki:
“Kârbân-ı aşk ıssız bir beyabandan geçer.”