Tüm dikkati ruhundaki, ona ıstırap veren acının üstünde toplanmıştı. Aynı zamanda hem eleme, hem çok büyük bir korkuya, hem de umutsuzluğa benzeyen anlamsız, belirsiz, soyut bir acıydı bu. Nerede olduğunu gösterebilirdi. Göğsünde, yüreğinin altındaydı; ama bir şeye benzetmenin olanağı yoktu onu. Bir zamanlar birkaç kez şiddetli diş ağrısı çekmişti. Göğsü, adaleleri ağrımıştı, ama bütün bunlar ruh ağrısının yanında hiçti.