"Herhalde sözünü ettiğimiz bu süreçte en talihsiz konumda olanlar, Üçüncü Dünya'nın ekseri “aydın" denilen diplomalıları, Batı tipi eğitimle beyinleri dağlanmış mektepliler taifesidir. Avrupa-merkezci ideolojiyi en çok içselleştiren bu kesim bir bakıma sömürgeci-emperyalist Batı'nın Üçüncü Dünya'daki ‘orga- nik aydınlarıdır.' O kadar ki kendi geçmişlerini, kendi toplumlarını mahkûm etmekte Batılı efendilerini fersah fersah geride bırakırlar." Buna 'misyonerliğin içselleşmesi' de diyebilirsiniz. Kendi kendini ʻaydın' ilan eden bu taife, "ait olduğu" toplumu ne kadar çok suçlar, mahkûm eder, aşığalarsa, o kadar "yetkin" aydın, yazar, sanatçı, bilim adamı, vb. sayılır.’