Toplumsal cinsiyet ilişkilerinde güç, yalnızca rekabet üzerinden tanımlandığında, karşılıklı gelişim ve duygusal bağlanma potansiyeli zayıflar. Erkekler, biyolojik ve psikososyal eğilimleri gereği, doğrudan rakip gördükleri kişilerle mücadele etme eğilimindedir; ancak yaşam enerjisi, destek ve anlam katan figürlere karşı daha farklı, çoğu zaman koruyucu ve bağlılık temelli bir tutum geliştirirler. Bu nedenle, "ben daha güçlüyüm" ya da "erkeksiz yaşam olmaz" gibi, yüzeyde yenilikçi fakat içerikte basmakalıp ve tepkisel söylemler, karşı cinsi dönüştürmekten çok savunma refleksini tetikler. Gerçek güç, karşı tarafı alt etmekten değil, birlikte varoluşu besleyen etkileşim biçimlerini inşa etmekten doğar. Kendi konumunu yalnızca karşıtlıkla tanımlayan kadın, farkında olmadan bu dinamiği kısır bir rekabet alanına hapseder; oysa asıl etki, karşıdakini düşman değil, yol arkadaşı olarak konumlandırabilme becerisinde saklıdır. Unutmayın, güçle savaşılır ama sevgiyle asla...