Bu aynada, tüm aynalarda kendine bakmak için çok vakit harcıyorsun, çünkü yaşamıyorsun; yaşamayı bilmiyorsun bilemiyorsun ya da istemiyorsun. Kendini tanımayı gereğinden çok istiyorsun, bu yüzden de yaşamıyorsun.
İnsanların, duyguları için de bir ev yapmaya gereksinimleri vardır, anlıyor musun? Duygularının içlerinde, yüreklerinde olması yetmez onlara: onları dışarıda da görmek, onlara dokunmak isterler; bu yüzden de bir ev yaparlar onlara.
Babam veriyor, veriyordu. Ama sonra, bir an gelince, veter artık. O zaman o kişiler, kolayca anlaşılabileceği gibi, tam anlamıyla düş bozumlarının sonuna dek tadını çkarıp alay etmediği icin ona gönül borcu duymuyorlar, en önemli anda uğradıkları düş kırklıklarını, pişmanlık durmaksızın, ona yoruyorlardı.
Eğer Jül Sezar, yalnızca ona hayranlık duyduğunuz yerde kendisi idiyse, artık orada olmadığı zaman neredeydi? Kimdi? Hiç kimse mi? Herhangi biri mi? Kimdi?
Peki, ne demektir sizin kendi vicdanınız olduğu, bunun da size yettiği? Başkalarının sizi nasıl hoşlarına gidiyorsa öyle, yani haksızca düşünebilmeleri, yargılayabilmeleri, sizinse kötü bir şey yapmadığınıza emin olmanız, bundan ötürü içinizin rahat olması mı?