Bir keresinde, Helene, "Kaçık kişi, boynundaki ilmeği kopmuş biridir," demişti, çünkü hepsi de kendini öldürme isteğini duymuş, bunu gerçekleştirmek için çabalamıştı ve hepsi de ölülere imreniyordu.
Ama gömülü bir yalanın iğrenç kokusunun nasıl suçlunun peşine düştüğünü, her şeyin içine sinip küf ve kokuşma yaratıncaya değin suçlunun soluduğu havayı kapladığını da iyi biliyordu.
Kirpiklerinin perdesine sığınıp karanlığa alıştıktan sonra, bir ışık karşısında önce sakınganlıkla açılan, sonra ışığı biraz kör edici bulsa bile kapanmakta çok geç kalan bir göz gibi, o da zihnini sözcüklere açmıştı.