Hz. Muhammed ve arkadaşı Hz. Ebu Bekir, Mekke'den Medine'ye hicret ederken bir mağaraya sığınıyorlar. Tam bu sırada kendilerini takip eden eli silahlı Mekkeliler, mağaranın kapısına kadar gelirler ve içeri girmek üzeredirler. Hz. Ebu Bekir, insanlık hali olarak korkmaya ve titremeye başlar. Hz. Muhammed(s.a.v.) ise gayet sakin bir sesle: "Üzülme, Allah bizimle beraberdir." der. Hz. Muhammed'in bu cümlesi, Kur'an ayeti ile de ifade edilir. (Tevbe Suresi-40.) Bu olayı, birçok oryantalist de nakletmiştir.
Bir bir yaralanıyor en savunmasız yanlarımız Tüm gerçekliği ile ruhunu açmakla Kapılarını kapatıp kimsesiz kalmak arası Yolculuklarla geçiyor ömür Zaman tükeniyor, tahammül tükeniyor, Ümit tükeniyor... Durmadan artan şey ise Bu kısır döngünün içinde Azalan ama asla bitmeyen Bir yalnızlık seremonisi Kendi karanlığı içinde, Kalabalığın sesine açık kulaklarımız Ama kendinden gelen seslere sağır...
Gençler, ben üniversite öğrencisi iken sık sık memleketim Gaziantep'ten Eskişehir'e otobüs yolculuğu yapardım. Yolculuk o zamanlar tam tamina 18 saat sürerdi ve otobüsler buradaki gibi konforlu değildi. Çoğunun kliması ya yoktu ya bozuktu. Koltuklar taş gibi sertti ve çoğunun geriye yaslanma mekanizması arızalıydı. Öndeki yolcu, koltuğunu yatırdığında sanki kucağımda biri ile yolculuk yapıyorum hissi yaşardım. Yolcular seyahat boyunca kaptan ne dinlerse onu dinlemek zorundaydı. Düşünün bir keresinde tüm yolculuk boyunca, yani neredeyse 18 saat boyunca, sırf kaptan seviyor diye nakaratı, ölem ben ölem ben, olan bir türküyü dinlemek zorunda kalmıştım. O türkü o kadar beynime işlemişti ki yolculuk bittikten üç dört gün sonra bile beynimde çalmaya devam etti. Bir şarkı ya da türkünün sözleri insanın diline dolanırsa, dilime pelesenk oldu, derler ama o türkü benim dilime değil beynime pelesenk olmuştu. Bakın şimdi bile size bunu anlatırken yine kafamda çalmaya başladı." deyip o karga sesiyle şarkıyı söylemeye başladı.