Ama insanın yeryüzüyle yekvücut olduğu, yaşamın nabzının daha güçlü attığı, hayatın tıka basa vaatlerle dolu olduğu ve geleceğin insanın önüne, tepelere doğru akıp giden yol gibi güvenle serildiği anlar vardır. Eh, o zamanlar gençtim...
Sevdiğim, önemsediğim o kadar çok insan öldü ki. Bazen asıl şanslı olanlarımız onlarmış gibi gelirdi. Ama artık onları daha az hatırlıyorum... Yavaş yavaş azalıyor, gitgide küçülüyorlar."
Taşralı insanların çoğu, evden uzakta uyuma konusunda kökü derinden bir isteksizlik duyardı ve sanki biraz da, geçici bir süreliğine bile olsa, yabancılar arasında kalmayı hırsızlar arasına düşmek olarak görüyorlardı. Hayatları boyunca böyle yaşamışlardı; babaları, dedeleri böyle yaşamıştı ; atların veya kendi bacaklarının onları aynı gün götürüp geri getirebildiği mesafeden bir santim öteye çıkmazlardı.
Tabiatımız gereği ümitvari canlılarız, tekrar tekrar aldanmaya teşneyiz. Dürülüp kir pas içindeki, kahverengi bir karton koli içine atılsak bile olmaz denilen mucizelere inanmaya hevesliyiz.