Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşadığınız hayattan sıkıldınız mı? Yaptığınız seçimlerden memnun değil misiniz? Sürekli farklı seçimler yapsaydınız hayatınızın daha iyi olma ihtimalini mi düşünüyorsunuz? İşte tam size göre bir kitap.
Hayatın her döneminde seçimler yapmamız gerekir. Bazıları gündelik/değiştirmesi kolay seçimler olurken; bazen hayatımızın temelini oluşturan kararlar almamız gerektiği dönemler olur. İyi seçimler yaptıysanız ve pişman değilseniz ne âlâ. Fakat ya aklınız hâlâ seçemediklerinizdeyse? İşte o zaman işin içine; kendini tanıma, ne istediğini bilme, ‘an’a odaklanma ve süreci yönetme giriyor.
Diyelim ki üniversitede çağın gerektirdiği şekilde kendinizi yetiştiremediniz. Mesleğinizden ve gelişminizden memnun değilsiniz. Bu durumda sürekli pişmanlık duymak ve hayatı daha kötü yaşamaya devam etmek mi daha iyi yoksa istediğiniz hayat için bakış açınızı değiştirip belirlediğiniz amaca yürümek mi? Bence cevap belli.
Konu seçimi olarak gerçekten güzel bir kitap. Ele alış şeklini beğenip beğenmemek size kalmış. Temel düşünceyi sevdim. Okurken çokça şükür ettiğim bir yönüm oldu. İyi ki hayatta her zaman değiştirebileceğim şeylere odaklanıp onlar için savaşmışım. İyi ki ruhuma iyi gelecek şeyleri sorgulayıp ayrı bir yol almışım. İyi ki gelişmeye ve kendimi tanımaya odaklanmışım. Çünkü çevrenizde ne kadar iyi şeyler/kişiler olursa olsun; insan içindeki kadardır. Ruhumuz ve zihniniz ile tek başınızasınız.
Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü:
“Ash sosyal medyada iletişim kurdukça yalnızlaştığımız inancındaydı.
"Bu yüzden artık herkes birbirinden nefret ediyor;' diyerek fikrini belirtmişti. "Çünkü arkadaşları olmayan arkadaşların aşırı yüklemesine maruz kalıyorlar. Dunbar sayısını duymuş muydun?"
Sonra da Oxford Üniversitesi'nden Roger Dunbar diye bir adamın, insanların en fazla yüz elli kişiyi tanıyacak şekilde programlandığını keşfettiğini ve bunun avcı-toplayıcı toplumların ortalama nüfusu olduğunu anlatmıştı.