Bilinen en eski çocuk romanlarından olan Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu, yaşanmış bir hikayeyi anlatıyor.
Sadako ülkesine atılan atom bombasından dolayı etkili olan bir radyasyondan dolayı lösemiye yakalanır. Ona bir efsaneye göre kağıttan bin turna kuşu yaparsa istediği bir dileğinin gerçek olacağı söylenir.
Sadako büyük bir hevesle kâğıtları katlayıp turnaları yapmaya başlar.
Sadako bizlere hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmemeyi öğretiyor. Sonu kötü bitecekse bile mücadeleden vazgeçmeyin ve her zaman güçlü olun. Karşılığını İnşallah alacaksınız.
İyi okumalar dilerim.
ARİSTOTALES'İN, beyaz harmaniyesine sarılıp, zeytin bahçelerinde ders anlattığı günlerdi. İhtiyarın anlattıklarından canları sıkılan iki öğrenci, (Tabi ki, Akhuzittines ve Saftirikiles) kaş göz işareti yaparak aralarında anlaştılar ve gruptan ayrılıp, bir tepeciğin eteğinde sırt üstü uzanarak, lakırdı geyiğinin boynuzlarını cilalamaya başladılar.
Ancak iki felsefe öğrencisi, ne konuşabilirlerdi ki!?
"Sence" dedi, Akhuzittines. "Yer nasıl bir yer?
Saftirikiles, harmaniyesinin eteklerinde dolaşan bir kaç iri karıncayı püfledikten sonra:
"Sana yerin düz bir tepsi gibi olduğunu kaç kere anlatacağım!" diye cevap verdi.
"İhtiyar öyle söylemiyor ama!" dedi Akhuzittines.
"İhtiyarı boşver sen! Ben gözümün gördüğüme inanırım. Ve Dünyayı, düz bir tepsi gibi görüyorum!" dedi Saftirikiles.
"Şu uzaktaki geminin yavaş yavaş ufukta kaybolması işine ne diyorsun?" diye sordu Akhuzittines.
"Peh! Hiç zekice değil. Bir göz yanılması işte!" dedi Saftirikiles.
"Hadi ama.. Pekala yeryüzünün düz değil de tostoparlak bir şekli olduğunu göstermez mi bu?" diye sızlandı Akhuzittines
"Eğer Dünya yuvarlaksa, tam altımızda yaşayanların dondurma topları, nasıl oluyor da külahlarının üzerinde düşmeden durabiliyorlar ha?" diye bağırdı Saftirikiles...
Çok keyifli ve eğlenceli bir kitap. İyi okumalar.