Yine sabahı bulacağız belli ki. Uyku, sanki bu eve uğramayı yıllar önce bırakmış eski bir tanıdık gibi; kapımın önünden geçiyor da içeri girmiyor. Gözlerimde bir ağırlık var ama zihnimdeki o ince sızı hepsinden daha baskın. Herkes kendi rüyasına dalmışken, ben bu sessizliğin içinde tek başıma, sanki dünyanın tüm ağrısını sırtlanmış gibiyim.
Öyle bağıra çağıra değil bu acı; sessiz sedasız, derinden derine işleyen bir şey. Kimse görmüyor, kimse "neler oluyor?" diye sormuyor. İnsan, en kalabalık sofralarda bile kendi içinde bazen böyle kimsesiz kalabiliyor işte. Bir mumun sessizce eriyip bitmesi gibi, ben de bu uykusuz gecelerin içinde,
kendi içimde yavaş yavaş eksiliyorum. Kimse fark
etmiyor; ben her gece bu odada, kendi sessizliğimde biraz daha ölüyorum.
@ben