KızılCanYıldız.

KızılCanYıldız.
@Sorgazm
... BERİKİ ÜLKESİNDEKİ ÖTEKİ ACTIVIST-SOCIAL ATHEİST BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN? BİR FİKİR? SADECE BİR FİKİR? TEHLİKELİ BİR FİKİR
.... 1 Mayıs İşçi Bayramı Anlam ve Önemi Nedir? 1 Mayıs küresel ölçekte kutlanan ve sıklıkla İşçi Bayramı ya da Uluslararası İşçi Bayramı olarak anılan, emekçilere ve işçilere ithaf edilmiş bir bayramdır. 21 Nisan 1856 tarihinde Avustralya’nın Victoria eyaletindeki taş ustaları, günde sekiz saatlik ve haftada kırk saatlik iş günlerinin kabulu için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar yürüyüş düzenlediler. O dönemlerde çoğu işçi hemen her ülkede haftanın altı günü, günde on ila on altı saat kadar çalışıyordu. Ayrıca çocuk işçiliği de son derece yaygındı. Avustralyalı işçiler tarafından düzenlenen bu eylemler Amerikalı işçilere ilham verdi ve ilk olarak 1 Mayıs 1886 tarihinde Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğindeki yarım milyondan fazla işçi, haftanın altı günü günde on iki saat olan çalışma sistemine karşı ayaklanarak işlerini bıraktılar. 1 Mayıs İşçi Bayramı Anlam ve Önemi Nedir? 1 Mayıs 1886 tarihinde başlayan olaylar, 4 Mayıs’ta meydana gelen ve kimin öncülük ettiği belirlenemeyen bir bombanın patladığı Haymarket Olayı ile birlikte eylemciler ile polisler arasında şiddete neden oldu. Bu süreçte her iki taraftan da çok sayıda katılımcı yaralandı ya da hayatını kaybetti. İkinci Enternasyonal’in 1889 yılında düzenlenen ilk toplantısında Chicago protestolarının yıl dönümünde (1 Mayıs 1890 tarihinde) uluslararası düzeyde gösteriler yapılması önerildi. Çağrı, başta Amerika Birleşik Devletleri ve çok sayıda Avrupa ülkesi olmak üzere birden fazla ülkede eş zamanlı gösterilerle sonuçlandı. 1 Mayıs, İkinci Enternasyonal’in 1891 yılındaki kongresinde her yıl düzenlenecek olan resmi bir etkinlik olarak tanındı. O zamandan bu yana dünya çapındaki pek çok ülkede 1 Mayıs, genellikle İşçi Bayramı adı ile resmi tatil olarak kabul ediliyor ve
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
.... Atatürk'ün Din Hakkında Sansürlenen Görüşleri Atatürk'e ilişkin olarak 2 önemli çarpıtma yapılıyor. Biri Batılılaşma konusunda... Diğeri din konusunda... İlki, Atatürk'ün hedef olarak Avrupa'yı göstermediği iddiasına dayanıyor. İkincisi, -dinci kesimin ve medyanın sürekli yaptığı gibi- ısrarla Atatürk'ü dua ederken, sarıklı mebuslarla ya da peçe içindeki Latife Hanım'la gösterip cumhuriyetin temelinde bir din motifi arıyor. Bu 2 konuyu belgeleriyle birlikte açığa kavuşturmak gerekiyor. *** İlk belge, 29 Ekim günü Mustafa Kemal Paşa'nın Fransız yazarı Maurice Pernot'ya verdiği demeç... Paşa, o gün Revue Des Deux Mondes için Meclis Başkanı sıfatıyla verdiği son demecinde şöyle diyor: "Osmanlı İmparatorluğu, Batı'ya karşı elde ettiğimiz başarılardan çok gururlanarak kendisini Avrupa uluslarına bağlayan bağları kestiği gün düşüşe başlamıştır. Bu bir hataydı. Bunu tekrar etmeyeceğiz. Bizim vücutlarımız Doğu'da ise de düşüncelerimiz Batı'ya dönüktür. Memleketimizi çağdaşlaştırmak istiyoruz. Bütün çalışmalarımız Türkiye'de çağdaş, bu sebeple Batılı bir hükümet oluşturmaktır. Uygarlığa girmek arzu edip de Batı'ya yönelmemiş millet hangisidir?" *** Din meselesine gelince... İlk Meclis'in dualarla açıldığı ve cumhuriyete oy veren milletvekilleri arasında 100 kadar din adamı olduğu doğru... Ancak böyledir diye cumhuriyetin kökeninde ve Atatürk'ün düşünce evreninde din motifleri aramak nafile uğraş. Afet İnan cumhuriyetin ilanından 6 yıl sonra Yurt Bilgisi dersleri vermeye başlamıştı. Okutacağı kitabı Kemal Paşa'ya gösterdi. Gazi beğenmedi. Yeni bir Medeni Bilgiler kitabı yazdırdı. Kitap, 1931'de Afet İnan imzasıyla çıktı; ortaokul ve liselerde okutuldu. İşte Kemal Paşa'nın el yazısıyla kaleme aldığı o notların "Millet" bölümünden satırlar: *** "Türkler Arapların
.... Psikopat Ve Sosyopat Arasındaki Fark Nedir? | “Sosyopat” terimi halk arasında genel olarak vicdansız bir kişiyi tanımlamak için kullanılırken, “psikopat” terimi ise seri katiller gibi daha tehlikeli olan kişileri tanımlamak için kullanılıyor. Sosyopat ve psikopat, antisosyal kişilik bozukluğunun özelliklerini sergileyen, başkalarının haklarını ve duygularını görmezden gelen bireylerdir. Her ne kadar her iki terim de zaman zaman birbirinin yerine kullanılsa da aslında aralarında büyük farklar vardır. Peki, psikopat ve sosyopat arasındaki fark nedir? 👇 Psikopati nedir? Psikopati, genellikle kişinin empati yapma ve başkalarının duygularını anlama yeteneğinden yoksun olması ile karakterize edilen bir kişilik bozukluğudur. Psikopati, ahlaki ve etik kuralları ihlal etme eğilimi, manipülasyon, yalan söyleme, risk alma davranışları, saldırganlık ve suç işleme gibi özelliklerle kendini gösterebilir. Psikopatlar genellikle başkalarını kendi çıkarlarına göre kullanma eğilimindedir ve vicdan ya da suçluluk duygusu eksikliği sergileyebilirler. Bu kişilik bozukluğu olan kişilerde genellikle başkalarına zarar verme veya başkalarının haklarını ihlal etme davranışları da gözlemlenebilir. Psikopatların bazı özellikleri şunlardır: Güvenilmezlik ve samimiyetsizlik Patolojik benmerkezcilik ve yetersiz sevme kapasitesi Yüzeysel çekicilik ve zeka Pişmanlık ve utanç eksikliği İçgörü eksikliği Nadir intihar girişimleri Öfke veya psikonevrotik belirtilerin olmaması Antisosyal davranışlar Zayıf muhakeme ve deneyim yoluyla öğrenmede başarısızlık Duygusal tepkilerde genel bir zorluk İlginizi çekebilir: Psikopat Biriyle Karşı Karşıya Olduğunuzu Anlamanıza Yardımcı Olacak 9 İpucu Sosyopati nedir? Sosyopat olan kişiler genellikle başkalarının haklarını umursamayan, manipülatif, yalan
.... Ulu Önder Atatürk’ün Çocuk Sevgisini Ve Onlara Verdiği Önemi Gösteren 19 Unutulmaz Söz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu eşsiz kahraman Mustafa Kemal Atatürk, zamanının çok ötesinde bir liderdi. Zorlu savaşların ardından yeni bir ülke inşasına girişen bu büyük dâhi, yaşamın her alanında milletine örnek olmaya çalışıyor, fikirleri ve ortaya çıkardığı kurumlarla ülkesine yol gösteriyordu. Fakat Atatürk, geleceğin de en az bugün kadar önemli olduğunun farkındaydı. Elbette Türkiye’nin aydınlık ve müreffeh bir geleceğe ancak bugünün çocukları tarafından taşınacağını da biliyordu. Ancak çocuklar, Atatürk için yalnızca bir gelecek meselesi değildi. Yakın çevresindekiler, yeri geldiğinde en büyük zorlukların karşında sarsılmaz bir şekilde duran Atatürk’ün çocuk sevgisine pek çok defa şahit olmuştu. Öyle ki ülkesinin çocuklarına bir ulusal bayram hediye eden tek lider de oydu. İşte Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuk sevgisini ve onlara verdiği önemi gösteren 19 unutulmaz sözü. 1. ‘’Çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır.’’ 2. “Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, Onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.” 3. “Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir.” 4. “Gelecek için hazırlanan vatan evlatlarına, hiçbir güçlük karşısında yılmayarak tam bir sabır ve metanetle çalışmalarını ve öğrenim gören çocuklarımızın ana ve babalarına da yavrularının öğreniminin tamamlanması için hiçbir fedakarlıktan çekinmemelerini tavsiye ederim.” 5. “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.” 6. “Türk
Mustafa Kemal Atatürk'ün Söylediği 75 Söz | Atatürk Sözleri ve Anlamları Cumhuriyetimizin kurucusu, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk, yaşam şekli ve üstlendiği görevleri gereği çok yönlü bir liderdi. Verdiği demeçler, söylediği sözler, aktardıkları ve daha nicesi hayatın her alanında önemli tavsiye, fikirler ve sözleri içeriyor. Spor, sanat, siyaset, çocuk eğitimi, evlilik, askerlik, müzik, basın özgürlüğü… Onlarca konuda, son derece çağdaş, adil ve liyakate önem veren sözlerin sahibi ve bu sözlerin de uygulayıcısı olan Atatürk’ümüzün 75 özel sözünü keyifle ve istifade ederek okumanızı diliyorum! Okurken Atatürk’ün keskin zekâsını çok belirgin şekilde görebileceğiniz harika satırlar da var, günün gereklerine işaret ettiği önemli sözleri de. Son olarak faydalandığım her kaynakçayı cümle sonlarına yazmaktansa burada birkaçından topluca söz etmek daha akıllıca olur: Atatürk, Tarih ve Dil Kurumları -Hatıralar- (Ruşen Eşref Ünaydın), Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Atatürk’ten Hatıralar (Afet İnan), Atatürk’ün Özel Mektupları (Sadi Borak). 1. Tarihi vasıf “Türk milletinin tarihi vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Bunun içindir ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.” 2. Musiki “Biz, bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman ondan geçmişin uyanma bırakması lazım gelen hikâyesini kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun, tatlı olsun biz, bir beste dinlerken ve farkında olmaksızın hislerimizin incelir olduğunu duymak isteriz. Bütün bunlardan başka musikiden beklediğimizin maddi, fikri ve hissi uyanıklık ve çevikliğin takviyesi olduğuna