Bakarsın beton yığınlarının arasında, asfaltı yırtmaya çalışan bir papatyaya baktığın gibi.
Kendini düşünürsün sonra sokaklara yapışan argo sözlerle.
'Bu gün ne yaptım ulan' dersin. 'Şu siktiğimin şehrinde kendim için ne yaptım? ' Kendimi siyaha vurmaktan, melankoliye sığınmaktan ya da aynaya bakıp kusurlarıma sövmekten başka ne yaptım diye.
Sırf kendini avutmak, çevrendekileri yanıltmak için bir gülümseme takınırsın suratına en yalanından.
Soranlara 'iyiyim' dersin ki bu en büyük yalandır zannımca.
Halbuki gözlerini kaçırmasalar senden siyahın içindeki o mavi noktayı da görecekler , retinanın etrafındaki kızarıklıgı da.
Ama sadece onlara yükleme suçu , sende suçlusun ön yargılarına kurban gidenler kadar.
Mavi varken neden siyaha bularsın ki ruhunu ?
Kimi bekliyorsun yada seni o katran karasından çıkaracak kim var ki yanında?
Kendini Dünya üzerindeki bir leke olarak görürsen eğer , hep öyle kalırsın.
Önce yırt katran karası ruhunu !
Renklen biraz !
Gökkuşağı bile kabul etmezken siyahı , sen nasıl bürünürsün gecenin rengine ?
Silkin ve kendine gel yoldaş.
Aynaya bak ve içindeki maviyi bul.
Unutma sen siyahsın ve insanlar karanlıktan çok korkarlar .