Bir kasaba hastanesinin küçük odası...dezefektan...
Hastalık ve çaresizlik kokusu.
Kımıldamadan yatan birisinin önünde diz çökmüş, kalbi kırık bir kişi...
Ona yaklaşıyorum...
Dehşet içindeki o adam...
Ayağına ecel dikeninin battığı o gün, feleğin eli ölüm kılıcını benim boynuma da keşke çalsaydı; gözüm bugün dünyayı sensiz görmeseydi... İşte, toprağının başındaki benim; toprak başıma!
...sizin de inanmanızı isterim ki günahı cezalandıran aynı adalet, aynı zamanda büyük bir merhamet göstererek affedebilir de. Tanrıya yakararak ve pişmanlık duyularak ortadan kaldırılabilecek hiçbir lânet o kadar ağır sayılmaz.