Vietnam Savaşı’nın sorumlularından Robert McNamara, savaşın bir hata olduğunu kabul ettiği bir kitap yazdı. Ama üç milyondan fazla Vietnamlı ve elli sekiz bin Amerikalı öldüren bu savaş haksız olduğu için bir hata değildi, yalnızca ABD kazanamayacağını bildiği halde sürdürdüğü için hataydı.
Günah yenilgideydi, adaletsizlikte değil.
Bu dünya sofraya herkesi davet eden ama çoğunluğun suratına kapıyı kapatan, hem eşitleyen hem eşitliksiz bir dünya:
Dayattığı düşünce ve alışkanlıklarla eşitleyen, sunduğu fırsatlarla eşitliksiz.
'Orta sınıf' yasalara inanıyormuş ve uyuyormuş gibi yaparak sahtekârca yaşamayı sürdürüyor.
Yaşama korkusu, düşme korkusu: İşini kaybetme korkusu, otomobilini, evini, eşyalarını kaybetme korkusu, var olabilmek için sahip olması gereken şeylere ulaşamama korkusu.
Ama kamu güvenliği için atılan kolektif çığlıkta, en yüksek sesle bağıran yine 'orta sınıf'.
Sanki kendi mülküymüş gibi savunuyor sistemi; oysa yerinden olma tehdidi ve kira yüzünden beli bükülmüş bir kiracıdan başka bir şey değil.
İhtiyacın tutsağı olmayan, korkunun tutsağıdır: Bazıları sahip olamadıklarına sahip olabilme arzusundan uyuyamaz; diğerleriyse sahip olduğunu kaybetme korkusundan.
Sahtekarların sokaklarda gafil avlayarak hemcinslerine uyguladığı kandırma sanatı, başarılı bir politikacı yeteneğini ortaya koyduğunda yüce bir şey oluyor.