Zafer Günü'nde büyük salonlarda yapılan zafer toplantıları da böyle kokuyor, yılda bir kez oraya gazileri çağırıyor ve onların onuruna ikiyüzlü övgü nutukları atıyorlar. Aslında bugün
kimseye lazım değil onlar. Adalet fikirleri de naif. Sovyet yaşam tarzına bağlılıkları da...
Başkanlığının başında Yeltsin halkın yaşam koşullarının seviyesinin düşürülmesine izin vermektense kendini raylara atacağına yemin etmişti. Bu seviye düşmekle kalmadı, deyim yerindeyse, yerle bir oldu. Fakat Yeltsin kendini raylara atmadı.
1992 sonbaharında, yaşlı asker Timeyan Zinatov atti protesto için kendini rayların üstüne...
Pravda gazetesinin internet sitesinden. 1997
"....... Biz kahramandık, ama sefil ölüyoruz! Kendinize iyi bakın, herkesin yerine protesto eden bu yalnız Tatar için yas tutmayın: 'Ölüyorum, ama teslim de olmuyorum. Elveda Vatan'ım!"
S151
Beyaz Ev'in önünde nasıl durduğumuzu unutamiyorum. Kim için kestaneleri ateşten çekip almıştık? (Küfrediyor) Babam gerçek bir komünistti. Hakiki. Büyük bir fabrikanın parti örgütünde çalışırdı. Savaşa katılmıştı. Ben
ona "Özgürlük! Normal olacağız... Uygar bir ülke olacağız..." derken o bana "Çocukların bir efendiye hizmet edecek," dedi. "Bunu mu istiyorsun?"
Gençtim... aptaldım... Güldüm ona...
Çok naiftik biz. Bilmiyorum neden böyle oldu her şey? Bilmiyorum. Istediğimiz gibi olmadı. Aklımızda başka şeyler vardı. Perestroyka... Bunda ihtişamlı bir şeyler vardı... (Duraksıyor.)
Bir yıl sonra proje büromuzu kapattık, karımla sokağa düştük. Nasıl yaşadık? Her tür değerli eşyamızı pazara çıkardık. Kristal, Sovyet altını ve bizim için en değerli olan, kitapları. Haftalarca
sadece patates püresi yedik.