Ama bir korku var , zamanın kısalığı, yetmezliği, üstünde bunca ağrıya karşın çalışıp durduğum görüntülerin anlatılmasının başkaları için hiçbir anlam taşımadığına inanışım.
Zaman bizi sertleştiriyor, eski çocuksu heyecanlarımız, ilk karşılaşma anlarının yarattığı o gizlenmez sevinç yerini kuşkulara, hep aynı olanla çarpışmanın bıkkınlığına, yaşamın geçip giden hızına asla yetişemeyeceğimizi anlamanın verdiği bulantıya, acımasız bir kendin yok edişe, sonsuz bir gizlenmeye, içe kapanmaya dönüşüyor.
Bütün bu acıları uzaklara fırlatıp atmak için o oku kim verebilir bana şimdi?
Birkaç gün önce bir istasyondaydım, dünyanın her yerinde tren istasyonları birbirine elveda diyen insanlarla dolu ve ben dünyanın herhangi bir yerindeki bir istasyonda çocukluğumdan beri hep aynı acıyı duyuyorum.