Kürşat Başar

Kürşat Başar

Yazar
7.8/10
1.553 Kişi
·
5.847
Okunma
·
256
Beğeni
·
13583
Gösterim
Adı:
Kürşat Başar
Unvan:
Türk yazar, gazeteci, televizyon programcısı, müzisyen
Doğum:
İstanbul, 1963
Kürşat Başar, 1963'te İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.

1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.

Kürşat Başarr gazeteciliğe üniversitede felsefe okurken cep harçlığını kazanmak için Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başlamıştır. Gösteri adlı edebiyat dergisini 1985'lerde zirveye taşıyan grubun as elemanıdır. Kürşat Başar gazete ve dergi yöneticiliği de yapmıstır. Tempo dergisi tiraj rekoru kırdığı yıllarda derginin genel yayın yönetmenidir. Yeni Yüzyıl, Star ve Akşam gazetelerinde yazıları arka kapaktan okuyucuyla buluşurdu. Yazıları mail ortamında gezmeye başlayan ilk gazetecilerdendir.

1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik, 2006 yılındada yine yazı ve denemelerinden oluşan Çok Güldük Ağlamayalım adlı kitabı yayınlanmıştır

NTV'de "Siyaset Hakkında Her Şey" adlı televizyon programını Çiğdem Anat ile birlikte hazırlayıp sunmuştur.

Kanaltürk'te Kürşat Başar'la adlı televizyon programını sunmuştur.

Cnn Türk ve Fox Tv'de kendi adını taşıyan programlar yapmıştır.

Cumhuriyet Gazetesi'nde "Hayal ve Gerçek" adlı köşesinde yazmıştır.

İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 2014 yılında Turkmax Gurme kanalında her zamanki formatıyla program sunmaya başlamıştır.

2014 Haziran ayında 11 yıl aradan sonra yeni romanı "Yaz", Everest Yayınları'ndan çıkmıştır.
Bazen kendimizi bir hayalin içinde sanırız ama aslında yaşadıklarımız gerçektir. Bazen de her şeyi gerçek sanırken aslında yalnızca hayal gördüğümüzün farkına varmayız.
içimden geçenlerin tek bir satırını bile duymayan bu adamla bütün bir ömrü geçirmenin imkânsız olduğunu düşünüyordum.
Evet yalnızca bunlardı o an yaşadığım. Öyle güzeldi ki... Gerçek olan hiçbir şey o benzersiz duygunun yerini alamaz.
Yüzlerce yıldan sonra ilk kez sen o mezarın, o
kayıp ülkenin kapısında duruyorsun. Zaman değişmiş. Sen başka bir zamanda durup başka bir zamanın kapısını açıyorsun. İşte o an, o kapıyı açtığın an her şeye değer..."
''Bilir misiniz, eskiden hanımlar her yere yelpazeyle giderlermiş. Eğer sağ elinizde yüzünüzü kapatacak şekilde tutarsanız, bu, 'peşimden gel' demekmiş. Eğer aynı şeyi sol elinizde tutarak yaparsanız, "peşimi bırak"... eğer göğsünüzün üzerinde genişçe açarsanız "aşığım" demek...''
Onun deyimiyle, "bu adam başlamışken bitirmek için okunan sıkıcı kitaplara" benziyordu. "Üstelik pek çoğunu, acaba ne olacak diye okursun ama sonunda hiçbir şey olmaz..." demişti.

:D
Ne yazık ki insan kendi hapishanesinin anahtarını bulamıyor, hatta çoğu zaman asıl mahpusun kendisi olduğunu bile anlayamıyor.
224 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Kürşat Başarla Yaz isimli eseri sayesinde tanımış ve beğenmiştim.Son kitabı olan Bazen Unutmak İstersin diğer kitaplarından farklı olarak deneme türünde yazılmış.Yazarın üslubu çok akıcı ve narin.Konu olarak değindikleri içimizdeki konular o kadar tanıdık ve sıcak ki okurken hiç yabancılık çekmeden bir çırpıda okuyabileceğiniz bir eser.Kitap üç bölümden bir araya gelmektedir ; Oysa biliyordum gelmeyeceğini,Ben seni yanlış tanımışım,Defterimde sana da beyaz bir sayfa ayırıyorum.Kitaptaki olayları kendinizden ve çevrenizden örneklerine rahatlıkla rastlayabilirsiniz.Yazarın bu eserinde diğerlerinden farklı bir özelliği farkettim eleştirisel ve gözlem yeteceğini çok iyi bir şekilde ele alabiliyor.Kitapta birbirinden güzel alıntıları bulabilirsiniz
Keyifli Okumalar Dilerim
440 syf.
"Hep şaştılar, Herkes..Bütün hayatım boyunca arkamdan gelen o dedikoduları duydum. Nereye girsem sanki birdenbire konuşmaların kesildiğini anladım. Ama anlamadıkları şuydu; bazı insanlar hayatlarını kendi istedikleri gibi kurarlar. Geri kalanlarsa onların yaptıklarını birbirlerine anlatıp dururlar. Ben başkalarının hayatlarını anlatarak ömrümü geçirmek istemedim. Varsın başkaları benim hayatımı anlatsın..

"Bana kocama bağlı olduğum içn mi saygı duyacaklardı? Kurallara karşı gelmedim diye mi? Onlar arkamdan konuşmasınlar diye bütün hayatımı onların istediği gibi mi geçirecektim?
Tabii ki yapmdım. Umurumda da değildi zaten. Hiç değer vermediğim insanların benim için ne düşündüğünden bana ne! vız gelir bana! Küçük bir çocukken bile acırdım onlara.. ..onlar hep içlerinden geçeni söylemeyip başkalarının duymak istediği cümleleri kurmaya çalışan insanlardı. 
Kendi kendime derdim ki; beni ateşlerde yaksalar bile bunlara benzemeyeceğim. Benzemedim."


1950-60 yıllarında dönemin iktidarı olan demokrat parti'nin dışişleri bakanı Fatih Rüştü Zorlu'nun  Vesamet Kutlu ile yaşadığı yasak aşkı, kadın karakterin dilinden oldukça sade ve akıcı bir dille gayet başarılı bir şekilde anlatmış Kürşat Başar. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacağını hissediyorum. Dönemin tarihi olaylarını sıkmadan ustalikla, yorum katmadan araya serpiştirmiş yazarımız. Yaşanan aşkın gerçek olduğunu bilmek ayrı bir hüzün verdi kitabı okurken.

"Eğer, hayatımızın bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken…Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün…
 Herkes âşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu. 
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan "âşıksın."
Bir erkeğin 'Aşk'ı bir kadının dilinden böyle şahane tasvir etmesi zaten harika!

“Benim ışığım, sabahlarım, Boğaziçi’m, sevdiğim,

Bilmem bu mektup sana ulaşacak mı? Keşke bir telefonla konuşabilsek de sana, beni merak etme diyebilseydim. Bütün bir hayat elimden alınsa bile senin hayalin burada yanı başımda. Ne olursa olsun onu benden kimse alamaz. Senin orada beni düşündüğünü buradan hissedebiliyorum. Ama unutma ki sen uykusuz kalırsan ben de uyumuyorum, sen ağlarsan bende ağlıyorum. Sonra demezler mi koskoca adam utanmıyor diye… Sabahları spora başladım. Bol bol kitap okuyorum. Yemeğimiz güzel. Beni gördüğün zaman tığ gibi delikanlı olacağım. Tarih böyle yazılmış. Herhalde gerçek bir gün ortaya çıkar, her şey doğru yerini bulur. Sen sakın benim için üzülme, ben burada iyiyim. O güzel yanaklarını sıkar, gözlerinden öperim…”

Fuat beyin cezaevinden gönderdiği bu son mektup boğazınıza bir düğüm olup oturacak ve aynı zamanda koskoca aşkı hissedebileceksiniz.
440 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10
Farklı yazarlar keşfetmeyi seviyorum. Bu Kitapta yazarın okuduğum ilk kitabı. Konusunu gerçek hayattan alınması kitaba olan merakımı tetikledi. Uçarı bir kadının aniden evlenmesi, evliyken dönemin bakanlarından olan ve evli olan adama aşık olup aşkının karşılık bulmasıyla başlayan yasak aşkı anlatan etkileyici bir eser. Yazarın dili sade ve akıcı. Roman başkarakter uçarı kadının dilinden anlatılmış. Yazarın karşı cinsle özdeşleşip duygularını okuyucuya bu kadar güzel aktarabilmesi şaşırtıcı ve takdir edilesi doğrusu. :) Keyifle okunan bir eser tavsiye ederim. :)
392 syf.
·Beğendi·9/10
UMUT. Dört harfli başına buyruk, zamanli zamansız mutluluklar, hayal kırıklıkları ve hüzün barındıran bir kelime, yani bencesi lugatımda ki diğer adı bu. Bugun Cumartesi. Öğleye kadar uyumayı planlıyordum ama nerdeyse gün ışımadan kalktım.

Öyle ya planlar bozulmaları ile meşhur umutlar ise kırılmalarıyla. Sözüm ona bu sabahta ' umut kırılması yaşadım'

• KMA

An itibari ile kitap bitti. Başar'ın kendine has uslubunu ve ikili ilişkileri ele aliş tarzını sevsemde nedense boyle kitaplar bana yavan geliyor. Yüzyıllardır bilinen gerçekleri aynı kelimelerle anlatmak zaman kaybı. Hoş, şu dönemde cömertce harcadığımız tek şey belki de zaman.'

Uslubun guzelliği konunun görece farkli oluşu ve işlenme biçimi esere mutlak bir edebi değer katıyor. Öte yandan sade ve akıcı anlatım ile sayfalar arasında kayboluyorsunuz. -En azından ben kayboldum.-

Bu güzellemelerin dışında eserden çok da bir şey beklememek gerek. Dedim ya, yüzyillardir süre gelen konuları ikinci, üçüncü hatta bilmem kaçıncı el cümleler ile anlatmanin yavanlığını uslup da kurtaramıyor.. Yine de Başar'ı seviyorum denk geldikçe okurum ama kim bilir ne zaman....
440 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Sevgili arkadaşımın doğum günümde aldığı ve benim yazarı ile tanışma kitabım olan Başucumda Müzik, empati kurarak, duyguların yoğunluğunu hissederek okuduğum nadir kitaplardan biri oldu!

Kürşat Başar'ın dilinin renkli ama sade, anlatımıyla alıp götüren üslubunu çok beğendim!...

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir!

İyi eğitim almış, genç ve güzel bir kadının, çocuk denecek yaşta ve ilk görüşte aşık olduğu; yakışıklı diplomatın peşinden nasıl sürüklendiği, aşkı uğruna, eşinden, ailesinden, onurundan vazgeçişi, ikinci kadın olmanın ağırlığını yüksünmeden taşıyışı ve bütün bunlar için hiç pişmanlık duymayışı, sorgusuz, sualsiz sadece ve sadece sevişi o kadar içten bir dille anlatılmış ki, sormadan edemedim; "Acaba bu aşk gerçek bir yaşamöyküsünden alınmış olabilir mi? " Tarih, mekân, trajik son ve bazı ayrıntılar, tanıdık bir öyküyü çağrıştırdı. Belki de bir esinlenmedir. Kimbilir! ...
440 syf.
Güzel kitap. Dili çok sade çok akıcı, insan okurken nasıl geçtiğini anlamıyor insan
Yazar başlarken şöyle diyor.
Bu kitapta yazılanların hepsi doğrudur, ama aynı zamanda hepsi yalandır. O nasıl oluyor dedim kendi kendime
Bitirince anlamış oldum...

İki farklı insan karşılaşır..
Deli dolu bir kadın kimsenin ciddiye aldığı yok onunla evlenmek isteyen turgut...
İlk gelen görücüye evet diyen....
Evlenir, çok uzaklara gider evliler mi arkadaşalar mı ? Belli değil günlerce konuşmazlar..
Alya'nın babası hastalanır memleketine gelir babası ölür, babasının ölümünden sonra olgunlaşır....

Ve ankara'ya yerleşirler. Ve yasak aşk başlar fuat da aşık olur .
Evli bir kadının yasak aşkı
440 syf.
Kitap uzun bir süre elimde süründü ve beni reading slumpa sokan bir kitap oldu.Kitabın başlarında olaylar çok yavaş ilerliyo ve karşımıza daha çok betimlemeler çıkıyor bu yüzden sıkılıp elime alamadım uzun bir süre.Bir zaman sonra aldım elime başladım az biraz okumaya.Yok ama bir türlü ısınamadım ben kitaba.Kadın karakterın çelişkileri beni deli etti bu süreçte.Yine bıraktım tabii kitabı alamadım bir vakit daha.En sonunda dedim yeter artık bitiricem bu kitabi aldım okumaya başladım.Olaylar hızlanmaya başladı ve elimde süründürdüğüm için pişman oldum.Sonu gerçekten çok güzeldi.Kitabın ilk başlarından sıkılıp bırakmayan sakın.Kitap kısaca evli bir kadının,evli bir adamla olan yasak aşkını anlatıyor.
440 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandır bir kitabın sonunu bu kadar çok merak ettim. Çoğu yerinde öyle şaşırdım ki kitap bi nebze olsun sıkmadı. Hatta büyük bir hevesle okudum bu naif kitabı. Kitap küçüklükten beri hayran olduğu adamı unutamayıp, evlenmesine rağmen mutluluğu onda bulan karakterimizin aşk hikâyesi. Evliliği bir yana kalbini başka birine kaptıran kadının yaşadığı içinden çıkılamaz durum.. Zaman zaman Turgut'a çok acıdım ama Fuat ile aşkına da ayrı bir saygı duydum. Öyle bir ikilemde bırakıyor insanı: ) Kitabın en sevdiğim şeyi ise baştan sonra altı çizilecek cümlelerle dolu olmasıydı. Her kitapta bu aşk ve ihanet teması işlenmesine rağmen bu kitabı özel kılan kesinlikle diliyle şekillenen edebiliğiydi. Müzik dinler gibi huzur veren cümleler vardı. Yazara hayran kaldım güzel cümleleriyle dolu dolu bir kitap yazdığı için. Size kesinlikle tavsiye ederim iyi okumalar: )
158 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Düşünce ve ifade özgürlüğü, kendilerini demokratik olarak kabul eden tüm toplumlar için olmazsa olmaz bir şarttır. Demokrasilerde, bireyin toplumdaki huzur ve refahı, devletin halka karşı takındığı tavırdan anlaşılabilmektedir. Memleketimizin bu konudaki durumu hazin olarak görülmektedir.
İşte, bu eserde ülkemizin birbirinden değerli yazar, düşünür ve sanatçıların, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerine yazdığı birbirinden değerli yazılar yer almaktadır.
Yüksek Sesle Düşünmenin Tam Sırasıdır, sade ve anlaşılır dilinin yanı sıra özgürlük, kardeşlik, vatan sevgisi, devlet, millet ve vatan gibi önemli konuları da bizlere büyük bir açıklıkla aktardığından, kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
440 syf.
Bu kitabı okumam o kadar tesadüfi bir şekilde oldu ki; buna vesile olan Başucumda Kitap'a çok çok teşekkürler ediyorum. :)) Bugüne kadar okuduğum kitapların arasında beni en çok etkileyenlerden biri oldu kuşkusuz. Her sayfasında hayat var bu kitabın. Yazarımızın kadın karakterleri böylesine iyi anlatması şaşırtıcı bir o kadar da başarılı. Kitaptan öğrenilmesi gereken çok şey var, çıkarılması gereken dersler sizi bekliyor. İçeriğe değinmek gerekirse; biraz uçarı genç bir kızımız, herkesi şaşırtacak bir karar verip hariciyeci Turgut ile evlenir. Kocasını sever ama asla aşık değildir. Kendisinden büyük ve evli dış işleri bakanı Fuat'a aşık olur, önce mektuplarda başlayan bu aşk sönmemek üzere alevlenir. Gerisini anlatmayayım, siz yaşayın. Ben bir kitabın bunları yapacağını bilmezdim. Zaman kaybetmeden okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kürşat Başar
Unvan:
Türk yazar, gazeteci, televizyon programcısı, müzisyen
Doğum:
İstanbul, 1963
Kürşat Başar, 1963'te İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.

1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.

Kürşat Başarr gazeteciliğe üniversitede felsefe okurken cep harçlığını kazanmak için Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başlamıştır. Gösteri adlı edebiyat dergisini 1985'lerde zirveye taşıyan grubun as elemanıdır. Kürşat Başar gazete ve dergi yöneticiliği de yapmıstır. Tempo dergisi tiraj rekoru kırdığı yıllarda derginin genel yayın yönetmenidir. Yeni Yüzyıl, Star ve Akşam gazetelerinde yazıları arka kapaktan okuyucuyla buluşurdu. Yazıları mail ortamında gezmeye başlayan ilk gazetecilerdendir.

1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik, 2006 yılındada yine yazı ve denemelerinden oluşan Çok Güldük Ağlamayalım adlı kitabı yayınlanmıştır

NTV'de "Siyaset Hakkında Her Şey" adlı televizyon programını Çiğdem Anat ile birlikte hazırlayıp sunmuştur.

Kanaltürk'te Kürşat Başar'la adlı televizyon programını sunmuştur.

Cnn Türk ve Fox Tv'de kendi adını taşıyan programlar yapmıştır.

Cumhuriyet Gazetesi'nde "Hayal ve Gerçek" adlı köşesinde yazmıştır.

İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 2014 yılında Turkmax Gurme kanalında her zamanki formatıyla program sunmaya başlamıştır.

2014 Haziran ayında 11 yıl aradan sonra yeni romanı "Yaz", Everest Yayınları'ndan çıkmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 256 okur beğendi.
  • 5.847 okur okudu.
  • 108 okur okuyor.
  • 1.470 okur okuyacak.
  • 105 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları