Kürşat Başar

Kürşat Başar

7.8/10
634 Kişi
·
2.341
Okunma
·
129
Beğeni
·
8.375
Gösterim
Adı:
Kürşat Başar
Unvan:
Türk yazar, gazeteci, televizyon programcısı, müzisyen
Doğum:
İstanbul, 1963
Kürşat Başar, 1963'te İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.

1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.

Kürşat Başarr gazeteciliğe üniversitede felsefe okurken cep harçlığını kazanmak için Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başlamıştır. Gösteri adlı edebiyat dergisini 1985'lerde zirveye taşıyan grubun as elemanıdır. Kürşat Başar gazete ve dergi yöneticiliği de yapmıstır. Tempo dergisi tiraj rekoru kırdığı yıllarda derginin genel yayın yönetmenidir. Yeni Yüzyıl, Star ve Akşam gazetelerinde yazıları arka kapaktan okuyucuyla buluşurdu. Yazıları mail ortamında gezmeye başlayan ilk gazetecilerdendir.

1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik, 2006 yılındada yine yazı ve denemelerinden oluşan Çok Güldük Ağlamayalım adlı kitabı yayınlanmıştır

NTV'de "Siyaset Hakkında Her Şey" adlı televizyon programını Çiğdem Anat ile birlikte hazırlayıp sunmuştur.

Kanaltürk'te Kürşat Başar'la adlı televizyon programını sunmuştur.

Cnn Türk ve Fox Tv'de kendi adını taşıyan programlar yapmıştır.

Cumhuriyet Gazetesi'nde "Hayal ve Gerçek" adlı köşesinde yazmıştır.

İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 2014 yılında Turkmax Gurme kanalında her zamanki formatıyla program sunmaya başlamıştır.

2014 Haziran ayında 11 yıl aradan sonra yeni romanı "Yaz", Everest Yayınları'ndan çıkmıştır.
''Bilir misiniz, eskiden hanımlar her yere yelpazeyle giderlermiş. Eğer sağ elinizde yüzünüzü kapatacak şekilde tutarsanız, bu, 'peşimden gel' demekmiş. Eğer aynı şeyi sol elinizde tutarak yaparsanız, "peşimi bırak"... eğer göğsünüzün üzerinde genişçe açarsanız "aşığım" demek...''
Ne yazık ki insan kendi hapishanesinin anahtarını bulamıyor, hatta çoğu zaman asıl mahpusun kendisi olduğunu bile anlayamıyor.
Hayat zormuş.
Ben tabii bunu sonradan öğrendim. Yoksa hayata atılmakta hiç bu kadar acele eder miydim?
Kürşat Başar
Sayfa 21 - Everest yayınları
"İnsan bir düşü sevebilir mi?" diye sordu. "Evet", dedim hiç düşünmeden. Bence zaten en çok onu sevebilir, bir düşü...
Hani bazı sabahlar insan nedensiz bir iç sıkıntısıyla uyanır. Düşünüp de bulamadığı bir şey, belli belirsiz bir tedirginlik içini kemirir durur.
Kürşat Başar
Sayfa 39 - Everest yayınları
Farklı yazarlar keşfetmeyi seviyorum. Bu Kitapta yazarın okuduğum ilk kitabı. Konusunu gerçek hayattan alınması kitaba olan merakımı tetikledi. Uçarı bir kadının aniden evlenmesi, evliyken dönemin bakanlarından olan ve evli olan adama aşık olup aşkının karşılık bulmasıyla başlayan yasak aşkı anlatan etkileyici bir eser. Yazarın dili sade ve akıcı. Roman başkarakter uçarı kadının dilinden anlatılmış. Yazarın karşı cinsle özdeşleşip duygularını okuyucuya bu kadar güzel aktarabilmesi şaşırtıcı ve takdir edilesi doğrusu. :) Keyifle okunan bir eser tavsiye ederim. :)
Sevgili arkadaşımın doğum günümde aldığı ve benim yazarı ile tanışma kitabım olan Başucumda Müzik, empati kurarak, duyguların yoğunluğunu hissederek okuduğum nadir kitaplardan biri oldu!

Kürşat Başar'ın dilinin renkli ama sade, anlatımıyla alıp götüren üslubunu çok beğendim!...

Kitap içeriği hakkında bilgi içerir!

İyi eğitim almış, genç ve güzel bir kadının, çocuk denecek yaşta ve ilk görüşte aşık olduğu; yakışıklı diplomatın peşinden nasıl sürüklendiği, aşkı uğruna, eşinden, ailesinden, onurundan vazgeçişi, ikinci kadın olmanın ağırlığını yüksünmeden taşıyışı ve bütün bunlar için hiç pişmanlık duymayışı, sorgusuz, sualsiz sadece ve sadece sevişi o kadar içten bir dille anlatılmış ki, sormadan edemedim; "Acaba bu aşk gerçek bir yaşamöyküsünden alınmış olabilir mi? " Tarih, mekân, trajik son ve bazı ayrıntılar, tanıdık bir öyküyü çağrıştırdı. Belki de bir esinlenmedir. Kimbilir! ...
Dingin sade sıkmadan okunabilir bir kitap. Yazarın cümle kurma tarzını beğeniyorum. Sürükleyici heyecan ve merak uyandıran bir hayat hikayesi olmasa da okurken keyif aldım. Konuya değilde kurulan cümlelere odaklanarak okursanız daha keyifli olur diye düşünüyorum
Bu kitabı okumam o kadar tesadüfi bir şekilde oldu ki; buna vesile olan Başucumda Kitap'a çok çok teşekkürler ediyorum. :)) Bugüne kadar okuduğum kitapların arasında beni en çok etkileyenlerden biri oldu kuşkusuz. Her sayfasında hayat var bu kitabın. Yazarımızın kadın karakterleri böylesine iyi anlatması şaşırtıcı bir o kadar da başarılı. Kitaptan öğrenilmesi gereken çok şey var, çıkarılması gereken dersler sizi bekliyor. İçeriğe değinmek gerekirse; biraz uçarı genç bir kızımız, herkesi şaşırtacak bir karar verip hariciyeci Turgut ile evlenir. Kocasını sever ama asla aşık değildir. Kendisinden büyük ve evli dış işleri bakanı Fuat'a aşık olur, önce mektuplarda başlayan bu aşk sönmemek üzere alevlenir. Gerisini anlatmayayım, siz yaşayın. Ben bir kitabın bunları yapacağını bilmezdim. Zaman kaybetmeden okuyun.
Tüm kitabı sanki bir yerde tanımadığım biriyle mahsur kalmış ve yardım gelene kadar ki o süreçte karşımdakinin hayat hikayesini dinlemiş gibi bitirdim. Yaşadıklarını anlatırken yüzeysel ama içinde derin şekilde hissettiğine eminim. Ve dikkatimi çeken de bu kişiyle ismen hiç tanışmamış olmamız. Hani bazen biriyle bir anda sohbet tutturursunuz ama ismini sormak hiç aklınıza gelmez, sonra ayrıldığınızda ismi neydi ki acaba dersiniz? Ben de bu şekilde sohbet ettiğim kişinin ismini bilmiyorum ama tüm hayatına duygularına ve içten konuşmalarıyla birlikte hakimdim.
Kafamı kurcalayan diğer bir mesele de, yüz yüz elli sayfa boyunca devam eden bir kadının duyguları. Kürşat Başar'a bunu sürükleyici bir şekilde nasıl yazabildigini sormak isterdim...
Başlarda bir miktar önyargı ile başlamış olsam da kitap benim önyargıma bile gerek bırakmadan aktı gitti sanki.. yıllar sonra birinin bana anlatmış olduğu bu hikayeyi yüzümde oluşan ince tebessümle hatırlayacağım ve hala isminin ne olduğunu tahmin etmeye çalışarak.
Sizde okursanız bu romanı, benden Fuat'a selam söylersiniz :) Keyifli okumalar ;)
Aylar önce yazdığım bir cümle geldi aklıma, kitabın kapağını kapattığım an:
“’Sözcükler, gücün sesle vücut bulan biçimidir.’ Diye fısıldamıştı bir zamanlar, Ferrasini Satan bir Bilge kulağıma. O gün bugündür işte her sese ve sessizliğe kulak kabartırım. Zira kontrolsüz güçten korkmalı. İçerde bastırılmaya çalışılan her şey elbet patlamaya mahkûmdur.”

Romanda da bunu sezdim. Anlatmasa, konuşmasa dayanamayacak bir anlatıcı. Olaylardan ziyade hislerini anlatmak için çırpınıp duran. Kendisinin de sıkça dediği gibi; bir düzene sokulamayan düşünceler, tarih sırası birbirine karışan olaylar… Bazen geçmişin en uzak noktasında bazen o hiç unutamadığı öğleden sonralarında. Olayları tam hatırlayamadığını söylese de, hislerini bu kadar net hatırlayabilmesi ilginç gerçekten. Sanki tek bir hissi anlatırken bile en güzel anlatabilmek için sayfalar dolusu betimlemeler üzerine çalışmış sonra da hangisini yazacağına karar veremeyip hepsini yazmış. Bende uyandırdığı duygular böyle oldu. Çünkü bazen oluyor, diyorsunuz ki “tamam ne hissettiğini çok iyi anladım ama sonra ne olmuş”, bir bakıyorsun 10 sayfa geçmişsiniz ama olay daha sonuca bağlanmamış. Bunlar dışında kitabın dili hakkında neler söyleyebilirim, bilmiyorum. Bol miktarda virgül kullanılıp hiç noktalı virgül ile karşılaşmamış olmak ilgimi çekti mesela. Olaylar ardı ardına bol miktarda örneklenmiş, yukarda da söylediğim gibi. Bazı paragraflar tek cümleden oluşuyor ve paragrafın sonuna geldiğinizde ne okuduğunuza dair bir fikrinizin olmadığı olabiliyor.

Arka planda işlenen konu oldukça ilgi çekici bir konuydu bence. Kıbrıs’ta yaşananlar… Ancak kitapta buna dair –aslında tam olarak hiçbir olaya dair- derin bir açıklama bulamıyorsunuz. Gerçekten sadece arka fonda kalıyor. Daha ayrıntılı okumak isterdim bu ilgi çekici konuları ve anlatıcının hayatına etkilerini.

Kürşat Başar’a ait okuduğum ilk kitap olan Başucumda Müzik benim için çok farklı bir yere sahiptir. (#24342020) Oradaki anlatım ile bu kitaptaki anlatım arasında çok büyük bir fark olduğunu itiraf etmeliyim. Maalesef YAZ, beni o kadar etkileyemedi.

Bir de hiç yapmadığım bir şey ama yayınevi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Aslında Everest Yayınları çok sevdiğim bir yayınevidır. Yakın zamanda arka arkaya ona yakın HAT kitabı okumuştum aynı yayınevinden ama bir tane bile yazım hatası ile karşılaştığımı hatırlamıyorum. Oysaki bu kitapta bütün ‘şey’ler birleşik yazılmış, de’lerin yazımında yanlışlıklar vardı. Beni bir hayli şaşırttı. Kitabın ilk baskısı olmasından kaynaklı da sonradan düzeltildi mi bilmiyorum ama umarım düzeltilmiştir. Yayınevine olan güvenimi zedelensin istemiyorum.
Arka planında yoğun aşk havası olan, tarihi bir romandı. Duygular, ne kadar değişken gibi görünsede aynı seyirde ilerleyen ruhsal gel gitlerdi. Kişisel olarak aşkın bir kadını bu denli kör etmiş olmasını ve bunu neredeyse içsel bir kabullenmeyle bağlanmayla karşılamasını hoş bulmadım. Buna rağmen yazarın bir kadının duygularını bu kadar iyi anlatabilmesi sıradışıydı.
Öncelikle şunu söylemeliyim , yazar toplumumuzun yapısını ve kötü yönlerini çok iyi bir şekilde eleştirmiş. İroniyle ve ipuçlarıyla kime atıfta bulunduğunu , deyim yerindeyse saman altından su yürütür gibi , çok iyi açıklamış. Bazen abartıya kaçtığını düşünsem de çoğu anlattığı olay da ne yazık ki haklı. Batının gerisinde olduğumuzu , Batıyı taklit ettiğimizi , ülkenin başına geçenlerin zamanında nasıl ülkeyi felakete sürüklediğini , eğitim düzenini ve milletimizin davranışlarını çok iyi yansıtmış adeta fotoğrafımızı çekmiş.Bence eksiklikleri bulunsa da takdire şayan olan bu eser aslında ağlanacak olan halimizi bizi güldürerek anlatıyor.
Yazar kitabın başına koyduğu notta, bu kitapta yazılanların hepsi doğrudur, ama aynı zamanda hepsi yalandır yazmış. Nasıl yani dedim. Kitabı bitirince araştırdım ve anladım ki, Adnan Menderes'in dışişleri bakani Fatih Rüştü Zorlu ile yasak aşkı Vesamet Kutlu'dan esinlendiği kısım gerçek. Bu aşka dair yazarın hayal gücünü katarak şekillendirdiği ayrıntılar yalan. Kadının diliyle ve gözünden anlatılmış bu romanın erkek okurları kadın okurlar kadar etkileyeceğini düşünmüyorum. Kitapta dönemin siyasi gelişmelerinden de bahsedilmiş olsa, daha zengin ve okur yelpazesi daha geniş bir kitap olurdu diye düşünüyorum.
Başlarında yavaş yavaş, çok da istekli okumadığım bu kitabı, saatin ne kadar geç olduğunu fark etmeden bitirmişim. Kapağını kapattıktan sonra da bir süre düşündüm. Kendimi ana karakterin yerine koydum, gözlerim dolu dolu, her zamanki gibi kendimle bağdaştırmaya çalıştım. (Zaten nerede bir cesur aşık görsem, saçma bir sekilde, tutar kendimle tamamlamaya çalışırım.)
Buralardan bir arkadaşın önerisiyle alıp okudum, ne iyi ettim. Okuyana her cümleyi derinden hissettiren kitapları severim, tıpkı bu Başucumda Müzik gibi. Başlarda biraz lafı uzatıyor mu ne derken, aslında o uzattığını düşündüğüm yerlerin sonradan ne kadar içten, ne kadar gerekli olduğunu anladım. Gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir aşk romanı, iç sızlatan türden.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kürşat Başar
Unvan:
Türk yazar, gazeteci, televizyon programcısı, müzisyen
Doğum:
İstanbul, 1963
Kürşat Başar, 1963'te İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa ve Ağrı - Doğubeyazıt'ta tamamladığı ilk ve orta öğreniminin ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Çeşitli basın kuruluşlarında çalıştı.

1989 yılında yayımladığı Kış İkindisinin Evinde adlı ilk kitabıyla Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazandı.

Kürşat Başarr gazeteciliğe üniversitede felsefe okurken cep harçlığını kazanmak için Hürriyet Gazetesi'nde çalışmaya başlamıştır. Gösteri adlı edebiyat dergisini 1985'lerde zirveye taşıyan grubun as elemanıdır. Kürşat Başar gazete ve dergi yöneticiliği de yapmıstır. Tempo dergisi tiraj rekoru kırdığı yıllarda derginin genel yayın yönetmenidir. Yeni Yüzyıl, Star ve Akşam gazetelerinde yazıları arka kapaktan okuyucuyla buluşurdu. Yazıları mail ortamında gezmeye başlayan ilk gazetecilerdendir.

1990 yılında Konuştuğumuz Gibi Uzaklara, 1992'de Sen olsaydın yapmazdın, biliyorum, 1996'da Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları adlı romanları yayımlandı. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. 2003 yılında Başucumda Müzik, 2006 yılındada yine yazı ve denemelerinden oluşan Çok Güldük Ağlamayalım adlı kitabı yayınlanmıştır

NTV'de "Siyaset Hakkında Her Şey" adlı televizyon programını Çiğdem Anat ile birlikte hazırlayıp sunmuştur.

Kanaltürk'te Kürşat Başar'la adlı televizyon programını sunmuştur.

Cnn Türk ve Fox Tv'de kendi adını taşıyan programlar yapmıştır.

Cumhuriyet Gazetesi'nde "Hayal ve Gerçek" adlı köşesinde yazmıştır.

İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 2014 yılında Turkmax Gurme kanalında her zamanki formatıyla program sunmaya başlamıştır.

2014 Haziran ayında 11 yıl aradan sonra yeni romanı "Yaz", Everest Yayınları'ndan çıkmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 129 okur beğendi.
  • 2.341 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 644 okur okuyacak.
  • 53 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları