Adı:
Yaz
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Onu gördüm ve yaz geldi.

Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…

Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi…

Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…

Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor.

Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor.

Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
(Tanıtım Bülteninden)
Dingin sade sıkmadan okunabilir bir kitap. Yazarın cümle kurma tarzını beğeniyorum. Sürükleyici heyecan ve merak uyandıran bir hayat hikayesi olmasa da okurken keyif aldım. Konuya değilde kurulan cümlelere odaklanarak okursanız daha keyifli olur diye düşünüyorum
Aylar önce yazdığım bir cümle geldi aklıma, kitabın kapağını kapattığım an:
“’Sözcükler, gücün sesle vücut bulan biçimidir.’ Diye fısıldamıştı bir zamanlar, Ferrasini Satan bir Bilge kulağıma. O gün bugündür işte her sese ve sessizliğe kulak kabartırım. Zira kontrolsüz güçten korkmalı. İçerde bastırılmaya çalışılan her şey elbet patlamaya mahkûmdur.”

Romanda da bunu sezdim. Anlatmasa, konuşmasa dayanamayacak bir anlatıcı. Olaylardan ziyade hislerini anlatmak için çırpınıp duran. Kendisinin de sıkça dediği gibi; bir düzene sokulamayan düşünceler, tarih sırası birbirine karışan olaylar… Bazen geçmişin en uzak noktasında bazen o hiç unutamadığı öğleden sonralarında. Olayları tam hatırlayamadığını söylese de, hislerini bu kadar net hatırlayabilmesi ilginç gerçekten. Sanki tek bir hissi anlatırken bile en güzel anlatabilmek için sayfalar dolusu betimlemeler üzerine çalışmış sonra da hangisini yazacağına karar veremeyip hepsini yazmış. Bende uyandırdığı duygular böyle oldu. Çünkü bazen oluyor, diyorsunuz ki “tamam ne hissettiğini çok iyi anladım ama sonra ne olmuş”, bir bakıyorsun 10 sayfa geçmişsiniz ama olay daha sonuca bağlanmamış. Bunlar dışında kitabın dili hakkında neler söyleyebilirim, bilmiyorum. Bol miktarda virgül kullanılıp hiç noktalı virgül ile karşılaşmamış olmak ilgimi çekti mesela. Olaylar ardı ardına bol miktarda örneklenmiş, yukarda da söylediğim gibi. Bazı paragraflar tek cümleden oluşuyor ve paragrafın sonuna geldiğinizde ne okuduğunuza dair bir fikrinizin olmadığı olabiliyor.

Arka planda işlenen konu oldukça ilgi çekici bir konuydu bence. Kıbrıs’ta yaşananlar… Ancak kitapta buna dair –aslında tam olarak hiçbir olaya dair- derin bir açıklama bulamıyorsunuz. Gerçekten sadece arka fonda kalıyor. Daha ayrıntılı okumak isterdim bu ilgi çekici konuları ve anlatıcının hayatına etkilerini.

Kürşat Başar’a ait okuduğum ilk kitap olan Başucumda Müzik benim için çok farklı bir yere sahiptir. (#24342020) Oradaki anlatım ile bu kitaptaki anlatım arasında çok büyük bir fark olduğunu itiraf etmeliyim. Maalesef YAZ, beni o kadar etkileyemedi.

Bir de hiç yapmadığım bir şey ama yayınevi hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Aslında Everest Yayınları çok sevdiğim bir yayınevidır. Yakın zamanda arka arkaya ona yakın HAT kitabı okumuştum aynı yayınevinden ama bir tane bile yazım hatası ile karşılaştığımı hatırlamıyorum. Oysaki bu kitapta bütün ‘şey’ler birleşik yazılmış, de’lerin yazımında yanlışlıklar vardı. Beni bir hayli şaşırttı. Kitabın ilk baskısı olmasından kaynaklı da sonradan düzeltildi mi bilmiyorum ama umarım düzeltilmiştir. Yayınevine olan güvenimi zedelensin istemiyorum.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.947 Oy)19.879 beğeni45.536 okunma3.536 alıntı192.414 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.993 Oy)11.789 beğeni29.598 okunma1.689 alıntı154.761 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.462 Oy)6.135 beğeni16.269 okunma1.965 alıntı70.257 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.897 Oy)9.440 beğeni26.577 okunma1.809 alıntı135.723 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (5.051 Oy)5.719 beğeni19.051 okunma963 alıntı95.666 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.113 Oy)13.938 beğeni36.116 okunma3.793 alıntı153.440 gösterim
  • Kardeşimin Hikayesi
    8.8/10 (3.908 Oy)3.799 beğeni11.946 okunma1.161 alıntı38.803 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (5.022 Oy)5.586 beğeni16.818 okunma984 alıntı79.552 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.239 Oy)9.231 beğeni27.555 okunma2.929 alıntı121.470 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.925 Oy)9.198 beğeni30.192 okunma923 alıntı146.436 gösterim
Hayata annesini kaybederek başlayan ve kaybede kaybede yoluna devam eden Murat'ın Kıbrıs'ta başlayıp İstanbul'a uzanan hikayesi. Fonu yakın tarihte yaşanan Kıbrıs'ın acıları oluştururken; Murat'ın yalnızlığına, kitap tutkusuna, kaybetme korkusuna ve büyük aşkına tanıklık ediyorsunuz. Her şeye rağmen yaşamaya, yeniden başlamaya, mucizelere inanmaya neden olan bir sır var gibi görünüyor.
Yaz'da, olaylar Kıbrıs'ta başlıyor ve İstanbul'da devam ediyor. Bu süreçte annesini bebekken kaybetmiş bir çocuğun büyümesine şahit oluyoruz. Kıbrıs'taki Türk-Rum çatışmalarının en hararetli dönemine rastlayan çocukluk döneminde de babasını kaybedip ninesiyle birlikte İstanbul'daki amcasının yanına yerleşen bir çocuk. Bu acımasız hayatın amcasını da elinden almasından sonra kahramanımız amcasının kendisine bırakmış olduğu kitaplara sarılıyor sımsıkı. Kitapların dünyasından bir koza örüyor kendisine. Sonra bir gün kelebek olup çıkıyor kozasından ve böylece hayatında daha doğrusu duygu dünyasında bir takım değişiklikler oluyor. Devamını merak edenler kitabı okusun lütfen :)
Yaz'ı elime aldığım ilk andan itibaren bırakamadım... Bir çocuğun gözlemleri nasıl bu kadar derin anlatılabilirdi ki .. Okurken kendi çocukluğuma gittiğim çok zamanlar oldu ve kitap sayesinde yazma hissim gelişti...Bir solukta okumak isteyeceksiniz ama o büyülü cümlelere veda etmemek için de bir yandan bitmesin isteyeceksiniz... Çok sevdim bir kez daha okuyabilirim ..
Yalın, akıcı ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz bir aşk hikayesi. Kitaptaki karakter bizden biri, yeri geliyor onunla birlikte üzülüp ağlıyor, yeri geliyor onunla birlikte sevinçten havalara uçuyorsunuz. Yazar olayları ve duyguları o kadar güzel ve anlaşılır anlatıyor ki, sizi de hikayenin içine tamamen çekiyor.
Güzel cümlelerinin altını çizmeye doyamadığım , dönüp dönüp bakmak istediğim, başladığımda elimden bırakamadan bitirdiğim , sade diliyle anlattığı aşk hikayesiyle beni gayet memnun eden kitap
Naif bir o kadar da sakin bir aşk hikayesi.. Altı çizilecek o kadar çok cümle var ki.. Kendinizden mutlaka bir şeyler yakalıyorsunuz. Kürşat Başarın okuduğum ikinci kitabıydı kötü olması beklenemezdi zaten. Duyguları nasıl anlatırım derken yazarın o güzel cümleleri karşınıza çıkıyor.
Öncelikle belirtmeliyim ki yeni bir yazar ve yeni bir dünyayla tanıştığım için hem çok mutlu hem de cok heyecanlıyım. Tahminlerimin üzerinde bir kitapti. Okurken yer yer kendi cocukluguma, kendi huzunlerime, kendi umitlerime döndüm. Kahramanın yaşadığı ev, ev ahalisi, okul yılları o kadar güzel anlatılmış ki kendimi Murat kadar yalnız Murat kadar terkedilmiş hissettim. Her hayal kirikliginda çocuklar keşke hiç uzulmese demekten kendimi alamadım. Kitabın sonu biraz hızlı geciştirilmiş hissi uyandırsa da bende yine de çok keyif alarak, yazarın hayatını merak ederek, acaba bir otobiyografik bir eser mi, acaba kahramanlar gerçek ki diye düşünerek okudum. Yazarın diğer kitaplarını da en kısa zamanda temin edip okuyacağım ins. Elinizde mevcutsa kitap hiç tereddüt etmeyin okuma sırasını biraz daha önlere çekin derim.
Başucumda Müzik ile bende zaten yüksek olan çıtasını başarılı bir şekilde sürdürdü Kürşat BAŞAR.. Kıbrıs'tan Türkiye ve İngiltere'ye kadar uzanan bir çocukluk ve de aşk hikâyesi anlatılıyor..Annesi Murat'ı dünyaya getirirken hayatını kaybetmiş ve devamında hayatlarında yaşanan değişiklikleri anlatan bir kitap olmuş.Çok akıcı, samimi ve de duyguları okuyucuya rahatlıkla geçirebilen bir üslup takınılarak kaleme alınmış.Çok sayıda alıntı yaptığım bir kitap oldu :) Bence bu kitabı ve içerisindeki Murat ve Emel karakterinin duruluğunu seveceksiniz :)
geçen yaz okuduğum ve zoraki bitirdiğim kitap. sonuna gelindiğinde başı unutulmuş ziyadesiyle uzun paragraflar, beni bunalttı. 100 sayfa okuyup halâ ne zaman başlayacak diye düşündüren, bence "yavan" bi'kitap
Gerçekten güzel bir roman sadece aşk değil içinde bi insanin yaşadiği hayal kırıklıkları, beklentileri, serzenişleri ve duygulari yer aliyor. Altini çizecek o kadar cok değerli cümleler var ki...
Kendimi herkesin gideceğine, her zaman yalnız kalacağıma alıştırmaya çalışıyordum aslında.
Belki de birine bağlanmaktan, birini çok sevmekten hep bu yüzden korktum.
Çünkü ona içten içe kızdığımda bile yanıma geldiği anda, aklımda canımı sıkan ne varsa uçup giderdi.
Anladığım bir şey vardı ki ona doğrudan soru sorarsanız cevap vermez, ama kendisi isterse bazen saatlerce siz sormasanız da anlatır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaz
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Onu gördüm ve yaz geldi.

Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…

Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi…

Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…

Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor.

Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor.

Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 489 okur

  • Zeynep gun
  • Ftmcn
  • Sabiha Karadeniz
  • Nazan
  • Deniz çalışkan
  • Burçin
  • Aslı
  • Gonca MENEKŞE
  • Sudenaz Toprak
  • moonlight55

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%2
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%28.9
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%88
Erkek
%12

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19 (30)
9
%13.9 (22)
8
%20.9 (33)
7
%18.4 (29)
6
%10.8 (17)
5
%8.2 (13)
4
%2.5 (4)
3
%3.8 (6)
2
%0.6 (1)
1
%1.9 (3)

Kitabın sıralamaları