Mutlulukların peşinizi bırakmadığı, üzüntülerin size yaklaşmadığı en güzel akşamlar sizlerin olsun.

ALPER KOÇ, bir alıntı ekledi.
5 dk.

Çiçekle Suyun Hikayesi

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar, ilk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, suya âşık olmuştur, ilk kez âşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey su!” diye…

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe âşıktır ama su da ilk defa âşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek “Acaba su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya “Seni seviyorum!” der. Su, “Ben de seni seviyorum!” der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine “Seni seviyorum!” der. Su, yine “Ben de!” der.

Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler…
Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya “Seni seviyorum.” der.

Su da ona “Söyledim ya ben de seni seviyorum.” der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine…

Bellidir ki artık içek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki: “Seni ben, gerçekten seviyorum.” Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır “Nedir sorun?” diye…

Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der;

“Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden bir şey gelmez.” Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki:

“Çiçeğin bir hastalığı yok dostum… Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için!”

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece “Seni seviyorum!” demek yetmemektedir…

Bir Yudum Hikaye, Asım YıldırımBir Yudum Hikaye, Asım Yıldırım
Liliyar, bir alıntı ekledi.
9 dk. · Kitabı okuyor

Kim bizim yufka yüreklerimiz ve güzel hayallerimizle oynadı?

Hobbit, J. R. R. Tolkien (Sayfa 252)Hobbit, J. R. R. Tolkien (Sayfa 252)

Belki bir kitabın ayni sayfasında ağlamışızdır.
Işte bu haberimiz olmadığı halde, dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.🌼

nneslihann, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'yu inceledi.
25 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı kemik veremi hastalığıyla 17 yaşına kadar mücadele eden Peyami Safa, bu yıllarda yaşadığı fiziksel ve psikolojik sıkıntıları bu kitabıyla bizlere aktarmış.
Öyle güzel tasvir etmiş ki Safa; hastanenin boş duvarlarını görüyor, kokusunu duyabiliyorsunuz. Muayene sıralarında geçirdiği stresli dakikalar, yaşadığı bıkkınlık ama hiç kaybetmediği o küçücük ümidi, Nüzhet'e olan aşkı, acıyarak merhametle ona bakan insanlar..Her cümlesiyle yüreğe dokunan, kısacık ama oldukça etkileyici.
Kesinlikle okunması ve unutulmaması gereken bir eser. Sağlık şu hayatta sahip olduğumuz, kıymetı kaybetmeden bilinmesi gereken en büyük nimetlerden.

EYUP TETİK, Bir Yaşam Biçimi Olarak Lailahe İllallah'ı inceledi.
26 dk. · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

böyle güzel bir ayda niyetliyken okunması gereken güzel bir kitap biraz siyasi konular işlemiş olması hoşuma gitmedi lakin genel olarak değerlendirmek gerekirse dini açıdan güzel bir eser. Okumanızı tavsiye ederim. Bazı bilmediğim kavramlar öğrendim ve hayatımda da uygulamış olduğum bazı yanlışları fark ettim ve onları düzeltiyorum. Okumak benim için faydalı oldu.

İYİ OKUMALAR:)))))

Resul, Uhuvvet Risalesi'ni inceledi.
33 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

.. Her insan aynı değil, olamaz da. İnsanlar birbirinden farklı olduğu gibi, görüşleri, fikirleri, düşünceleri de farklı farklıdır. Kimseye zorla bir fikri kabul ettiremezsin. Fikirlerin senin için var. Başka insanları, senin fikirlerine katılmıyor diye dışlayamazsın. Senin fikirlerin veya yaptığın mesleğin daha güzel olabilir ama, en güzel benim fikrimdir, benim mesleğimdir.. benim.. ben.. ben.. diyemezsin.

   Haklı olabilirsin ama, haklı olmak, her zaman kurtarmıyor insanı. Senin haklı olman, karşındaki insanın haksız olduğu anlamına gelmiyor. Onunla alay etmene, onu dışlamaya olanak sağlamıyor. Herkes kendince haklıdır zâten.

   Ne var ki, herkesin kendine âit fikirleri, kendine has düşünme tarzı, kişiliğine has görüşleri, aklına uygun bakış açıları var. İster katılırsın, ister katılmazsın, istersen de redd edersin.. ama küçümseyerek, dışlayarak, alay ederek yaklaşamazsın kimseye. Birinde kusur arayacaksan, önce kendine bakmalısın.. kusursuz musun? Değilsin.. kimse kusursuz değildir. Birilerine bir şeyler söyleyeceksen, söylemeden önce, kendini onun yerine koy, bin kere düşün, ona göre davran, ona göre söyle....

   Yukarıda yazılanların muhâtâbı kendi nefsimdir. Kimse üzerine alınmasın, "Acabâ bana mı diyor" diye :)

   İsminden de görüldüğü üzere mu'minler arasındaki uhuvvetten, kardeşlikten bahseden bu muhteşem kitap; Bediuzzaman hazretlerinin "Mektubat" eserinden alıntı olup, Yirmiikinci Mektubun Birinci ve İkinci Mebhas'larının broşür hâlinde neşrolunmuş versiyonudur.

   "Hak yalnız bizim tuttuğumuz yoldur, diğer yolların hepsi yanlıştır" gibi kalbe gelen şeytâni düşüncelerden sakınmak için bu kitabı okumanızı, okutmanızı cân-ı gönülden tavsiye ederim..

   Üstad, Uhuvvet Risalesiyle ufkumuza yeni yeni pencereler açıyor; mu'minler arasındaki birliğin, uhuvvetin, kardeşliğin, saygının, sevginin, ihlâsın ne olduğunu, nasıl yaşandığını öyle güzel bir üslûb kullanarak dile getiriyor ki; okudukça, ne kadar noksan kaldığımı görmemek için, "Hayır ben öyle değilim, bana demiyor, başkaları için söylüyor" gibi düşüncelere kapılsamda, nihâyetinde noksanlığımın parlak bir şekilde gün yüzüne çıkarılıp,  gözüme gözüme sokulmasından kendimi kurtaramamış ve iknâ olmaya mecbur kalmıştım desem yeridir..

  Ek olarak kitapta, "Hırs" ve "Gıybet" hakkında da çok geniş açıklamalar yer almıştır..

  Üstad, Hırsın sebeb-i mahrûmiyet olduğunu, yâni insanın bir şeyi hırs ile talep etmesinin, o şeyden mahrum kalmasına sebep olduğunu; küçük, lâkin küçük olmasıyla berâber, içinde çok büyük hakikatleri barındıran, herkesin kolaylıkla anlayabileceği misâllerle öylesine güzel izâhlar vererek isbât ediyor ki, okurken zerre kadar da olsa insanı incitmiyor, kırmıyor, dökmüyor, âsi olan nefis bile bu hakikatler karşısında teslîm-i silâh etmeğe mecbur kalıyor.

  Gıybete âit küçük bir yer var kitapta. O küçük yerde, gıybet hakkında merâk edilen her şeyden bahsediliyor. Meselâ, bu alıntıdaki gibi:

  "Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı.
Eğer doğru dese, zâten gıybettir.
Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır.
İki katlı çirkin bir günahtır."

   Her ehl-i îmanın okuması, okutması gereken kitaplardandır "Uhuvvet Risalesi" .......

   Son olarak Bediuzzaman Said Nursî hazretlerinin, kendisine kardeş olarak görüp de, ehl-i îman'a hitâben söylediği, kitabın son kısmında yer alan küçük fakat kalbinin ne kadar geniş olduğunu gösteren sözlerini, sizlerle paylaşarak, incelemeyi hitâma erdirmek istiyorum..

  "Kardeşlerimden rica ederim ki:

   "Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan, arkadaşlardan sudûr eden fenâ ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve "Haysiyetime dokundu" demesinler.
Ben o fenâ sözleri kendime alıyorum.
Damarınıza dokunmasın.
Bin haysiyetim olsa, kardeşlerimin mâbeynindeki muhabbete ve samimiyete fedâ ederim."

  Said Nursî

Berkay Tuçtan, bir alıntı ekledi.
35 dk.

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tesbih, post, seccade güzel:
Ama Tanrı kanar mı bunlara?

Dörtlükler -Rubailer-, Ömer Hayyam (Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası-Kültür Yayınları)Dörtlükler -Rubailer-, Ömer Hayyam (Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası-Kültür Yayınları)

Yağmur yağıyor. Balkona çıktım, dışarısı hayatta olamayacak kadar güzel kokuyor. Ancak yaşıyor olduğumdan eminim çünkü yağmur yağıyor..

Bir zamanlar, uzun zaman önce,
İnanırdım bende, her şey güzel olur sevince,
Oysa hayat bunu da öğretiverince,
Anladım, bir masal, bir düş gibi bitiverince..

Dia.