• Biyolog Daniel Chamovitz'in "Bitkilerin Bildikleri-Dünyaya Bitkilerin Gözünden Bakmak" adlı bu eseri, alanında uzun bir zaman boyunca unutulmayacak bir kitap niteliği taşımaktadır.

    Yazar Darwin'den günümüz biliminsanlarına kadar yapılan konu ile alakalı tüm araştırmaların ve çalışmaların özünü (sadece özünü vermiş çünkü bu çalışmaların tamamına atıf yapılsaydı ciltler dolusu kitap olurdu ki bilimsel olan yöntem de kısa atıfta bulunmaktır) vererek, kendi üslubu ve sunuş tarzı ile harmanlayarak, derleme tarzında bir eser ortaya koymuştur. Yazar kitapta kendi bilimsel çalışmalarına da atıflarda bulunmakta fakat bunların detayına girilmediği için kitabın bilimsel olarak 'derleme' statüsünde olduğu kanaatindeyim. Fakat müthiş bir bilimsel derleme! Eserde atıf yapılan (derlenen) çalışmaların yapıldığı dergilerin çoğu; dünyanın en fazla etki değerine sahip "Science" ve "Nature" gibi dergilerdir.

    Eser genel olarak 6 kısımdan oluşmakta; görme, koklama, hissetme, duyma, konuma dair bilinenler ve bellek. Bu özellikler malumdur ki biz insanlarda bulunan özellikler. Fakat yazar bu özelliklerin "temel"inin bitkilerde de bulunduğunu derlediği bilimsel çalışmalar ışığında açıklamaktadır. Örneğin; bitkiler görürler fakat biz insanlardaki gibi değil. İnsanlardaki 'görme'yi bitkiler için de kullanırsak hataya düşeriz yazara göre.

    Her ne kadar herkesin anlayabileceği dilden yazılmış olsa da Temel Biyoloji bilgisi ve Temel Botanik bilgisi gerektiren müthiş bir çalışma ortaya konmuş bu eser ile. Kendi adıma söylemem gerekirse; "Aman Allah'ım bu ne?" dedirten yerler çok az oldu. Çünkü belgesel izleyenler veya makale okuyanlar kitapta az sayıda hayretli olayla karşılacaktır.

    Bu tarzda (bitkilerin ilginç dünyalarını ele alan tarzda) en meşhur olan kitap -daha önce yazılmış olan kitaplardan- şüphesiz; "Bitkilerin Gizli Yaşamı"dır (Tompkins & Bird, 1983). Bu kitap -birçok insanda olduğu gibi benim de- bütün bitkilere olan bakışımı olumlu yönde etkiledi. Bu kitap 'biraz' bilimsellikten uzak bir dil ile yazılmış. Biraz diyorum çünkü tamamı öyle değil. Bazı "uçuk" bulduğum yerlerde haksız değilmişim çünkü "Bitkilerin Bildikleri''nin yazarı Biyolog Daniel hoca da bu söz konusu kitabında birçok kez "Bitkilerin Gizli Yaşamı"nı eleştiriyor. Hatta katı bir dille eleştiri yaparak "tamamen  bilimsellikten uzak" diyor ama Daniel hoca abartıyor biraz. Çünkü; her ne kadar bilimsellikten uzak bir yöntem ile ortaya çıkan bir eser olsa da orda Goethe'den Newton'a ve Darwin'e kadar birçok bilim insanına ve onların değerli calışmalarına atıf da yapılıyor ki bu da, kitabın bilimsellikten o kadar da uzak olmadığını gösterir.

    Daniel hoca olması gerekeni yapıp "tamamen bilimsellikle" yoğrulmuş bir eser çıkarmış ki kimse onu -onun yaptığı gibi- "bilimsellikten uzak" olmakla yargılayamasın. Bu kitap; "Bitkilerin Gizli Yaşamı"nı okuyan biri için daha anlamlı ve güzel bir kitap olarak gelecektir. Ayrıca kişi, eğer Temel Biyoloji bilgisi, Temel Botanik bilgisi yönünden eksik veya bu bilgilere "Fransız" ise ve belgeselerden de uzak ise "Bitkilerin Bildikleri" kitabı ona yer yer anlaşılmaz gelecektir.

    Yine de tüm bunlar, bitki ve bitki yaşamı meraklılarının mutlaka okuması gereken bir kitap olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmeyecektir.

    Feyz ve ilham almanızı dilerim; iyi okumalar...
  • "kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki; sözden, gözle görmekten, duygudan, iradeden daha güçlüdür. Sarılıp atılamaz bu inandırıcılık, soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi, o da içimize işler, doldurur bizi, hepten ele geçirir, çaresi yoktur..."

    Gerçekten kokunun akılalmaz bir inandırıcılığı var; etkileyici, çekici, hatırlatıcı!

    Koku, Patrick Süskind'in 1985 tarihli polisiye romanı. Özgün adı Das Parfum ve çok satanlar listesinde, pek çok dile çevrilmiş. 2006’da yılında da sinemaya uyarlanmış. Hangisi daha iyi? Tabi ki kitap! Her zaman kitapları uyarlanmış filmlerden önce tutmuşumdur. Ve bunda da tereddütsüz kitap diyorum çünkü yazar kelimelerle koku almanızı sağlıyor roman boyunca. Öylesine güzel, şahane betimlemeler… Yazar kokusunu arayan bir adamı anlatırken temelde toplumsal sıkıntıları, bireyi eleştirmiş.
  • Yırtık pırtık giysilerimin altında bir rahip cübbesinin altındakinden daha güzel duygular vardı.
  • Çocuğunun peşinden tabak ve kaşıkla saatlerce dolaşan, yemek yemesi için masallar okuyan, televizyon karşısında çocuğunun ağzına yemek tıkıştırıp duran anneler, hayatın güzel ve hayati zevklerinden biri olan yemekle çocuklarının yabancılaşmasına neden olmakta, çocuklarına kötü yeme alışkanlıkları sunmaktadır.
  • Tanrim! Her şeyi ne kadar güzel yaratmışsın! diye bağırıyordu. Baksanıza etraf ne güzel, ne hoş!
  • Mağlup mu desem, mahcup mu?
    Ama ikisi de değil..
    Ben garip, sen güzel
    Dünya umutlu..
  • “Dünya gerçekten bu kuşların anlattığı kadar güzel mi? Peki neden kimse bundan hiç bahsetmiyor? Siz mesela, neden daha fazlasını anlatmıyorsunuz? Bütün bunları göremeyeceğimi düşünerek ben üzülmeyeyim diye mi konuşmuyorsunuz yoksa? Eğer öyleyse hiç de doğru bir şey yapmıyorsunuz. Kuşların sesini çok iyi duyuyorum ve sanırım bütün söylediklerini de anlıyorum.”

    “Evet, Gertrude’cuğum, görebilenler senin kadar iyi anlamazlar kuşları.” dedim teselli edeceğimi ümit ederek.