Metafizik, dünyada olmakla yetinmeyip başkaya doğru gitmeye çalışan arzudur. Ontolojik yani varlık olarak bilen özneler değiliz, bu arzu, bu metafizik imkan sayesinde başkalarından öğreniyoruz. İşte bu yönelim nesnel bilgide değil, konuşmada bulunur.
Ölüm imkanıyla ilişki kurmak, son derece özgürleştirici de olabilir çünkü bu ilişkiyi kurar kurmaz aslında neyin benim için önemli, neyin ise önemsiz olduğunu anlarım, neden vazgeçmem ve neyin peşinden gitmem gerektiğini fark ederim.
Endişede kişi, bir karar anına doğru ilerler. Son kertede kendisi olmak ile kendisini kaybederek yaşamaya devam etmek arasındaki bir seçimdir bu.
-Nereye bakarsan orada olmayanı görüyorsun. Peki ya baktığın şeyin kendisi ne olacak? Dünya senden bir yaklaşım bekler, ona adapte olmak için çaba sarfetmen gerekir. Dünya ile sadece savaşırsan sana savaştan başka bir şey vermez. Bu halde ne ticaret olur, ne birini eğitebilirsin, ne yuva kurabilirsin.
-+kim karar veriyor buna ?
- kimse, sadece mantık bu. Savaşta ise karşı tarafı hep düşman olarak görürsün, ticarette ortağını, evlilikte eşini, eğitimde öğrencini... ve ne yazık ki bu konuda onların da yapabileceği hiç birşey yoktur. Bu, biraz karşı tarafa da haksızlık değil mi Cüneyd?