Umut.— Pandora içi kötülüklerle dolu olan kutuyu getirip açtı. Dış tarafı güzel olan o baştan çıkarıcı armağan “mutluluk kutusu” olarak adlandırılmıştı ve Tanrıların insanlara verdiği bir armağandı. Derken tüm kötülükler birer canlı, kanatlı varlıklar gibi peş peşe ondan çıkmaya başladı; o gün bugündür, tüm o kötülükler ortalıkta dolanıyor ve gece gündüz insanlara zarar veriyor. Tek bir kötülük henüz kutunun dışına çıkmamıştı: O zaman Pandora, Zeus'un isteği üzerine, kutunun kapağını çarparak kapatmış ve son kötülük kutunun içinde kalmıştı. Şimdi insan kendi evinde sonsuza dek mutluluk kutusuna sahiptir ve göz kamaştırıcı bir hazinesi olduğunu sanmaktadır; bu hazine insanın hizmetindedir, istediği zaman ona ulaşabilir; çünkü insan Pandora'nın getirdiği kutunun kötülükler kutusu olduğunu anlamıyor ve kutunun içinde kalan kötülüğü dünyevi servetin en büyüğü olarak kabul ediyor—bu servet umuttur. — Çünkü Zeus, diğer kötülüklerden ötürü ne kadar acı çekerlerse çeksinler, insanların yaşamlarından vazgeçmelerini istemiyordu, bunun yerine yeniden acı çekmeye devam etmelerini istiyordu. Zeus böylelikle insanlığa umudu verir ama aslında umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü insanların ıstırabını uzatır.
102
NEDÅMET
Hicran yollarında ben
Daha inleyecektim
Bir felåket gelmeden
Çabuk elimi çektim
Hele artık kurtuldum
Bir küçücük hicrânla
Aşktan kalmadı korkum
Hakka sarıldım cânla
Gel ey günahkar güzel
Sen de sarıl Allaha
Dünyada yalnız o el
Hitâm verir her åha
Çağlayan, (5) 15 Kânunuevvel
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigar gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.
Başını göğsüme sakla sevgilim,
Güzel saçlarında dolaşsın elim.
Bir gün ağlıyalım, bir gün gülelim,
Sevişen yaramaz çocuklar gibi.