8/10
·862 syf.··
2026 13. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Kitabı aylardır okuyorum. Daha önce kitaplarını okumuştum Vedat Türkali’nin ancak nedense bu kitap bir türlü ilerlemedi. Bunaldığım zamanlar oldu, okumayacağım dediğim anlarda. Ara vermeden okunabilmesi mümkün değil. Yine de siyasi hususlardan bağımsız , kitap güzel. Özellikle tam da o yılları merak edenler için biçilmiş kaftan. Tavsiye ederim.
Güven - Cilt 1Vedat Türkali · Everest Yayınları · 20141,089 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 12. kitabı
Kitabın başlıca konusu: Bir baba ve 3 kızı var bu 3 kızında kendi çocukları var, baba yazları kızlarının yazı geçirmeleri için bir ada satın alıyor ve o adaya da 4 tane ev yapıyor birisi kendisi ve eşi için diğer 3 ev ise kızları için. Zamanla bu kızların çocukları oluyor ve bu çocukların adada geçirdiği güzel yaz vakitlerini okuyoruz bunun dışında ana karakterimizinde aşık oldugu Gat adında bir çocuk daha var o ise hint asıllı, üç kız kardeşten birisinin sevgilisinin yeğeni oluyor o da her yaz adaya geliyor. Yaşları 15e gelince başkarakterimiz Cadence Ada’da bir kaza geçiriyor ve gozlerini denizde açıyor sonra hastaneye yatırılıyor(bir kaç vakit sonra çıkıyor tedavi evde devam ediyor) hafıza kaybı yaşıyor, 1-2 senelik bir tedavi süreci ardından tekrardan normal hayatına geri dönmeye çalışıyor denebilir çünkü hafızası hâlâ yerinde değil bu kazanın neden yaşandığını hatırlayamıyor. Bu kısımalardan sonra Cadence 2 yıllık bir ara ardından Ada’ya tekrar yaz vakitlerinde tıpkı eski günlerde olduğu gibi geri dönüyor ve bu kazanın perde arkasında neler yaşandıgını aydınlatma çalışmalarını başlatıyor. Adım adım hafızası yerine gelen Cadence trajik gerçekle karşılaşıyor ana temalarıyla kitabın konusu budur. Konuyu geçersek benım yorumum kitaba bayıldım yazım tarzı çok hoşuma gitti elimden bırakamadım asla ve çok beğendiğim kitaplar arasına girdi sonu çok trajikti, sanki o adada ben de onlarla yaşıyormuşum da bu gerçekle bende yeni yüzleşmişim gibi hissettim. Hiç beklenmedik bir sonla kapanış yaptı kitap. Kesinlikle öneririm, tavsiye ederim.
YalancılarE. Lockhart · Pegasus Yayınları · 20172,256 okunma
Reklam
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:02
Doğu'nun masallarında yer alan mitolojik unsurları, Batı'nın anlatım tarzıyla harmanlayan Ahmet Ümit yine harika bir esere imza atmış. En çok etkilendiğim kısım, yazarın çocukluğunda annesinden dinlediği hikayeleri kendi kurgusal süzgecinden geçirerek yeniden canlandırması oldu. Bu sadece bir kitap değil, Türk kültürünü yaşatma, sözlü geleneğimizi geleceğe taşıma adına harika bir çaba. Kütüphanemin en güzel yerine koyacağımdan emin olduğum bu kitabı hediye eden arkadaşım Lacey'e teşekkür ederim ^^
Masal Masal İçindeAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201910,5bin okunma
7/10
·232 syf.·
2026 51. kitabı
Selammm, Tatlı bir kitabın yorumuyla geldim. Yorum spoilet içermiyor, bilginize Kısa, tatlı, fantastik ve eğlenceli bir kitap. Konu bence baya iyiydi. Hatta yazar istese bu konudan 3 4 kitap bile çıkarabilirmiş ama jet hızıyla gelişen olaylarla 230 sayfalık bir kitap yazmayı tercih etmiş. Ve bence yazık etmiş. Cin tatlı bir kadın. Aynı şekilde Fellon da. İlişkileri eğlenceli ve güldüren cinstendi. Fellon tatlılığı içimi hoş eden türdendi. Onu daha fazla okumak isterdim. Olaylar aşırı hızlı gelişiyor. Dolayısıyla bazı şeyler fazla kolay halloluyor. Ufak tefek tutarsızlıklarda yok değil ama kitap yine de kendini okutuyor. Kitabın sonı başından belli ama yinede okumaya devam ediyorsunuz. Yazarın dili akıcı. Okurken sıkılmadım. Kısa bir kitap olduğundan tek oturuşta bitti. Genel olarak güzel bir kitaptı. Özellikle kafa dağıtmak için eğlenceli kısa bir kitap arıyorsanız bir şans verin derim. Tavsiye eder miyim? Evet.
Sarhoştum ve Bir İblisi KurtardımKimberly Lemming · Nox Yayınları · 202627 okunma
Kahkahanın Ötesindeki Mizah..
8/10
·88 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:10
Yves Bossart'ın Her Şeye Rağmen Gülmek kitabı, hacim olarak oldukça kısa olmasına rağmen içerdiği düşünceler bakımından son derece yoğun bir eserdi. Bossart, mizahı sadece insanı güldüren bir şey olarak değil, dünyayı sorgulama, hayatı anlamlandırma ve çelişkilerle başa çıkma biçimi olarak ele alıyordu. Okurken sık sık altını çizdiğim, not aldığım ve geri dönüp okuduğum yerler oldu. Çünkü neredeyse her bölümde durup düşünmeye değer fikirler ve farklı bakış açıları ile karşılaştım. Özellikle yazarın hayatın çelişkilerle dolu yapısını mizah üzerinden okumaya çalıştığı; ruh ve beden, akıl ve duygu, mutluluk ve keder gibi karşıt gördüğümüz kavramların aslında birbirinden o kadar da uzak olmadığını anlatan bölümler oldukça etkileyiciydi. O sebeple kısa sürede okunabilecek bir kitap olmasına rağmen sindirilerek okunmayı hak ettiğini düşünüyorum. Kitapta beni en çok etkileyen düşüncelerden biri, insanın hem gülen hem de gülünç olan bir varlık olduğu fikriydi. Yazarın ifadesiyle bizler hem homo ridens, yani gülen insanız hem de homo risibilis, yani gülünç insanız. Aslında hayatımızın büyük kısmı da bunun örnekleriyle dolu. Kendimizi çok ciddiye aldığımız anlarda bile dışarıdan bakınca ne kadar komik görünebildiğimizi fark etmek, kitabın sık sık hatırlattığı şeylerden biri idi. Bossart'a göre mizah tam da burada devreye giriyor; kendimizi ve hayatı biraz daha hafif bir yerden görebilmemizi sağlıyordu.. Hoşuma giden bir diğer konu ise mizahın sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele olarak da ele alınmasıydı. Birlikte kahkaha attığımız insanlarla aslında yalnızca bir şakayı paylaşmadığımızı; çoğu zaman ortak değerleri, benzer bakış açılarını ve hayata dair bir duruşu da paylaşmış olduğumuzu fark etmek, mizahın insanları bir araya getiren görünmez bir bağ olduğunu ve bu
Edebiyat
Her Şeye Rağmen GülmekYves Bossart · İletişim Yayınları · 202447 okunma
Puan vermedi·387 syf.··
2026 4099. kitabı
Debbie Macomber’ın kalemiyle ilk kez tanışmıyorum ama Kıyıya Vuran Düşler beni diğer kitaplarından biraz daha fazla etkiledi diyebilirim. Çünkü bu kez sadece bir aşk hikâyesi okumadım; kayıpların, pişmanlıkların, affetmenin ve yeniden başlayabilmenin hikâyesini okudum. Kitabın merkezinde Annie var. Yaşadığı büyük kaybın ardından hayata tutunmaya çalışan bir kadın. Ailesini kaybetmenin acısı zaten başlı başına yıkıcıyken, Annie’nin hayatta kaldığı için hissettiği suçluluk duygusu hikâyeye çok daha derin bir boyut katıyor. Onun kendini sürekli geçmişte yaşananlarla yüzleşirken bulması, bazen bir adım ileri giderken iki adım geri düşmesi bana oldukça gerçekçi geldi. En sevdiğim noktalardan biri de buydu. Çünkü yazar, iyileşmeyi sihirli bir değnek değmiş gibi anlatmıyor. Acılar bir anda yok olmuyor; zamanla, sabırla ve insanın kendine verdiği izinle hafifliyor. Oceanside kasabasının atmosferini de çok sevdim. Deniz kenarındaki sakin yaşam, birbirini tanıyan insanlar ve küçük kasaba sıcaklığı hikâyeye huzurlu bir hava katmış. Annie’nin burada kendine yeni bir yaşam kurmaya çalışmasını okurken ben de onunla birlikte nefes aldım sanki. Bazen insanın yaralarını iyileştiren şeyin yalnızca zaman değil, bulunduğu ortam ve karşılaştığı insanlar olduğunu bu kitap çok güzel anlatıyor. Keaton karakteri ise kitabın en sevdiğim karakterlerinden biri oldu. Çocukluğunda sevgiden çok şiddet görmüş, hayat boyunca duvarlarını yüksek tutmuş bir adam. Buna rağmen içindeki merhameti ve iyiliği koruyabilmiş olması çok etkileyiciydi. Annie’ye yaklaşımı, onu anlamaya çalışması ve hiçbir şeyi zorlamadan yanında olması oldukça samimi hissettirdi. Günümüzde romantik erkek karakterlerin çoğu fazlasıyla kusursuz ya da aşırı iddialı yazılırken, Keaton’un sessiz ve sakin sevgisi bana çok daha gerçek
Kıyıya Vuran DüşlerDebbie Macomber · Epsilon Yayınevi · 2025109 okunma
Reklam
Reklam