Adı:
Sarıyaz
Baskı tarihi:
2 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750740244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Şimdilerde o günleri ananlar hep “Sarıyaz” diyorlar adına. Haziranın gevreyen toprak üstünde buram buram tüttüğü son demlerinde, topu topu on iki günlük bir zamandı oysa. Ama bütün bir mevsim, yıllar boyu hatırlanacak kadar yüklü geçmişti.

Tarihe “Sarıyaz” diye düşüldü o günler.

Her şey havanın lodosa dönmesiyle başladı. Rüzgar, Afrika’dan aldığı sapsarı çöl kumunu yanına katıp körfeze doldu, ortalık sarıya kesti. Her şey ama her şey öyle bir sarardı ki, sanki dünya sarı bir camın arkasına saklandı gibi oldu.

Yöre halkını tedirgin eden bu tuhaf doğa olayının ardından bir de deprem gelir. Lakin bu “aşağıdan aşağıdan vuran” deprem halka halka büyüyecek, Sarıyaz’ın büyüklü küçüklü karakterlerinin hayatlarında meydana gelen şiddetli sarsıntılarda yankı bulacaktır.

Mahir Ünsal Eriş altı yıl aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkıyor. Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’da, yine küçük bir kıyı şehrindeki sözümona sıradan insanların dünyalarına ışık tutuyor. Onların aşklarına, hüsranlarına, isyanlarına, hezeyanlarına, kalp yaralarına ve her şeye rağmen hayata tutunma çabalarına tercüman oluyor… Her zamanki sakınmasız, dürüst ama merhamet dolu, hayat dolu tavrıyla. Her zamanki gibi sokağı dillendirerek…
136 syf.
·2 günde·Beğendi
Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’ı okurken;
Sarı bir camın arkasından, sıradan insanların hayatla ve kendileri ile olan hesaplaşmalarını izledim. Denize çıkan o sokaklarda gezdim, kayalıklardan denize tükürdüm, gece vardiyasına kaldım, bir hediye paketlettim kendime... Ve her birini çok sevdim öykülerin, kalemine sağlık Mahir Ünsal Eriş sen hep yaz
136 syf.
·Beğendi·8/10
“Çünkü insan,neşeli bir pikniğin dönüşünde mahallede yangın görmeyi sever; bir yandan evsiz kalan komşuları paylaşmaya uğraşırken içten içe başına gelmediğine sevinir öbür yandan. Kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir. Can çekişen birini izlerken insan yaşadığı korkunç üzüntüyü büyütür büyüttükçe, ölenin kendisi olmadığından duyduğu sevinç görünmesin diye. Başkasının helakı, hayatta olmaya kıymet katar, anlatılacak ömürlük bir tecrübe katar”
.
Sapsarı toz her yer. Görülmüyor gerçekler sarılığından.
Seçilmiyor doğru,yanlıştan.
Ve ardına deprem geliyor, sarsıyor ki gör diye.
Sarsıyor ki ezdiğin toprak gün gelir seni alır,hatırla diye.
.
Şengül öyle bir sarılıyor ki kokusunu ömrü billah duymamışsındır.
Özlem öyle güzel gülüyor ki ‘Ah’ dersin ‘sürgün mü verdi ağaçlar’
Hele bir Melih Cevdet var, öyle yazıyor ki,dost elinden içtiğin çaya eş.
.
Mahir Ünsal Eriş, ilk öyküden yakalıyor beni. ‘deniz poyraz’a’ hani Emine’nin yanında lal olduğumuz.
Sonra tüm öykülerle dertleniyor, neşeleniyorum.
Velhasıl pek seviyorum Sarıyaz’ı. Ne kadar kısa sürse de. Her an birilerine bir ömür aslında.
.
“Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur.”
.
Utku Lomlu da bir dilim karpuz katıp; serinletiyor bu güzelim kitabın kapağını..
136 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kalemi ile ilk kez tanistigim bir yazar oldu. Içinde 8 küçük birbirine kısmen bağlı öykünün bulunduğu Sariyaz kitabını çok severek ve beğenerek okudum. Öykülerde ki karakterlerin psikolojik durumlarını çok başarılı bir şekilde dile getirmiş yazarımız. Özellikle öykü okumayı seven arkadaşlara tavsiye ederim.
136 syf.
·8/10
Uzun sürelik bir suskunluk ardından Mahir Ünsal Eriş, iki kitabını da aynı anda çıkararak şaşırttı bizi. Sarıyaz'da, bir deprem olayının çevresinde dönen küçük bir yerleşim bölgesinde pek de önemli olmayan ama kendi içerisinde fırtınalar koparan 8 öyküye odaklanıyor. Çocukluk kokuları, kaçış planları, yalnızlık özlemi, küçük pişmanlık, büyük pişmanlıklar. Hepsi de bir potada eritilmiş fakat birbirine karışmamış hikayeler. Gayet oturaklı ve dokunaklı hikayeler vardı. Kelime çeşitliliği ve kullanımı bakımından da fazlasıyla zengin bir kitap.


1- şengül : Ekşi terinin kokusuyla, fiziki özelliği ile değil, samimiyetiyle küçücük bir çocuğun aklında yer eden Şengül.

2- sarı : Depremden kaçarken, hayatın soğuk yüzüyle tanışan çocuğun yine ne kadar sıcak olduğu tartışılan ailesine dönüş hikayesi.

3- beyefendi : Melih Cevdet Anday'a selam.

4- gül özlem gül : Kocasının boyunduruğundan çıkıp kendine ev düzmek isteyen Özlem'in hikayesi.

5- ecevit, öpücük : En iyi hikaye diyebilirim. 2 Ergenin ilk cinsel deneyimlerini yaşama isteği ile muhabbet kuşunun kesişimi.

6- gece nöbeti : Kitaba ismini veren durumu anlatan hikaye.

7- dedemin turnası : Kapitalist düzene bir turna metaforu ile bakış atan hikaye. Güzeldi.

8- sevgi çağının sonu : Karısına aşkı biten adamın kendisiyle yüzleşme süreci.
136 syf.
·8/10
8 insanın hayatlarının, kısacık bir zaman dilimine tanıklık ediyoruz. Yine de karakterler öyle iyi betimlenmiş öylesine gerçek ki sanki yıllardır tanıyormuşçasına öncesi ve sonrası da bir şekliyle gözümüzde canlanabiliyor. Anlatılan insanlar ve hikayeler birbirinden bağımsız olsa da depremin onlarda yarattığı tahribat ortak. Dram ama ruhunuza azap çektiren, hem ağlarım hem okurum türden değil bu yönüyle oldukça dengeli ve başarılı buldum. Bir de neden bilmiyorum ama yolculuk kitabı gibi geldi bana, tam okumaya dalıp kilometrelerce gitmelik.
136 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bu güzel öyküden evvel Mahir Ünsal Eriş hakkında konuşmak istiyorum.Bu güzel kalemi tanımam ilk kitaplarına dayanıyor:)
En bunaldığınız zamanlarda pencereyi açıp odanın ve kendi havanızı değiştirirsiniz.Yetmezse kendinizi dışarı atar birde öyle denersiniz.O da olmazsa artık sizi ne yapmak keserse.Öyle bir günde beni D&R kesti mesela.Taze annelliğimin tadını çıkarıyorum o dönem.Hatta nasıl taze kütür kütür yemelere doyamıyorum.Genellikle evde el ayak çekilip analık nöbetimde bana eşlik edecek kitaplar aldım kendime.Okunmalıh,kapağa olan. "Olduğu kadar güzeldik "ve
"Bangır bangır Ferdi çalıyor evde" okuduktan sonra gerçekten amacına ulaşmış ve gerçekten tamda okumak istediğim kitapları.
Sonra müdavimlerinden olduğum -Kafa- da doyamadım her ay köşesini okumaya.

Derken derken yine bir gün gezinirken kitapçıda aynı anda iki yeni kitabını gördüm Eriş'in.Ama şimdi yıl olmuş 2019 ve nüfus artış göstermiş olduğundan kılı kırk yarmaya yani tam anlamıyla bir anaya dönüştüğüm için internetten temin etmeye karar verdim.Çünkü küçük hesaplar kraliçeliğimin tacını kimselere kaptırmak istemem.Ve dikkat ederseniz ana oldum.Anne olsam hiç gözünün yaşına bakmaz oracıkta alırdım. Çatır çutur. Neyse okuduğubuzda bize ne senin bu fakir edebiyatından dedirtecek paragrafına son verip kitaba geçeyim.


Kitap 8 nefis öyküden oluşuyor.Her öykünün ortak bir paydası ama hepsinin kendine has özlemleri,pişmanlıkları,heyecanları ve çaresizlikleri var.Zaten kalemi o kadar rahat öyle güzel ki.Kitap okumuyor;bazen sohbetini çok sevdiğiniz bir dostunuzla konuşuyor,bazen hiç tanımadığınız ama hikayesine aşina olduğunuz hatta anlattıkça aynı yörüngede olduğunuza ikna olduğunuz birisinin sıcaklığıyla onu dinliyorsunuz.

Ortak payda dememin sebebi kurduğu olay örgüsü.Bir ağaca bir el ateş edersen,ağaçtaki tüm kuşlar nasibini alır.Kimi daha az hasarla,kimi hiç ama mutlaka o esnada nasiplenirler.O ağaca atılan kurşunu anlatıyor öykülerdeki 8 farklı kuş.Kimisi çok etkileniyor kuşların, kimisi bana mısın demiyor,kimisiyse ateşe sebep olduğunu bile sanıyor.Fazla spoiler vermek istemiyor ama mutlaka bu Haziran ve deprem tadında nefis kitabı tavsiye ediyorum.Deprem tadı pek hoş olmadı sanki ama.Deprem tamamen sembolik,anlatılanlar genelde içimizin sarsıntıları.Ah o enkaz.Artçıları yıllar sürer.
Ah be!
Çeken bilir.
Hashthag atalım hatta; #HepimizBolnazapartmanıyız.


En önemli değinilen noktaysa Bandırma'da hızla ve malesef ilerleyen sanayileşme.Kitabı bitirdikten sonra bir göz attım verilmek istenen mesaja,cidden içler acısı.Gördüğüm manzaranın acı bilançosunu paylaşmak istiyorum:


Erdek Körfezi Dayanışma Platformu Sözcüsü Dr. Kadir Dadan, Bandırma Gazeteciler Cemiyeti’nin konuğu oldu.

Erdek Körfezi’nin karşısında, Şirinçavuş-Hıdır mahalleleri arasına kurulmak istenen ana metal organize sanayi bölgesine karşı çıkan Dadan, şunları söyledi:

“Erdek Körfezi, balıkçılık açısından çok önemli. Burası, Marmara Denizi’ndeki balıkların beslendiği, yemlendiği ve ürediği bölge. Bu bölgeye böyle bir sanayinin gelmesi, Erdek Körfezi’nin çöplüğe dönmesi anlamına gelir. Bu körfez ayrıca balıkların Marmara Denizi’nden diğer denizlere geçiş yeri. Bu bölge aynı zamanda zeytinlikler açısından da çok zengin. Zeytinlikler de, sanayi tesisi kurmak için yok ediliyor. Üstelik bu körfeze bir de liman yapılması gündemde bulunuyor. Düşünün ki, çok derin olmayan bu denize en az 300 metre uzunluğundaki gemiler gelip limana yanaşacak. Erdek Körfezi’ndeki deniz trafiği bunu kaldırır mı?”

Erdek Belediye Başkanı Mimar Hüseyin Sarı’nın, Erdek Körfezi Dayanışma Platformu kurulmadan bile önce Erdek Körfezi’nde kurulmak istenen sanayi tesisine bilinçli bir şekilde karşı çıktığına dikkati çeken Dadan, şu değerlendirmede bulundu:

“Oysa bu sanayileşmeye öncelikle Bandırma karşı çıkmalı. Çünkü Bandırma, yıllardan beri kanserden kırılıyor. Başta Bandırma Belediyesi olmak üzere Bandırma’dan, bu sanayileşmeye hiçbir tepki olmaması şaşırtıcı. Bandırma’da, kanser olayları ile ilgili olarak en küçük bir araştırma bile yapılmamasına da şaşırıyorum. Artık insanlar, Bandırma’da 50 yaşı bile bulmadan, kansere yenik düşüyorlar.”


Dr. Dadan, şu değerlendirmede bulundu:
“Çevreci sanayi sözü masaldır. Her sanayi, çevreye az veya çok zarar verir. Bandırma ve Erdek için öncelik sanayi değil, ekoloji olmalıdır. Ama bu bölgelerde ne yazık ki sanayi 1-0 bile değil, 4-0 önde başlıyor. Bandırma Belediyesi, ne yazık ki, Organize Sanayi Bölgesi kurulurken kendisine verilen % 6’lık sus paylarına aldanmamalı. Bandırma, artık sağlığını tehdit eden bölgedeki bu sanayileşmeyi protesto etmeli, tepki göstermeli.”

“Güney Marmara, eski Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur döneminden beri parsel parsel sanayileştiriliyor. Bu arada, Bandırma Belediyesi’nin, 29 yıldır adına festival düzenlediği Kuş Cenneti ve Kuşgölü de(Manyas Gölü) çevresel açıdan büyük tehdit altında. Oysa o Kuş Cenneti, dünyanın tanıdığı bir doğa cenneti. Tüm dünyanın göç yollarının ana kavşağı. Bir de şunu anlamıyorum. Bandırma Belediyesi, 29 yıldır düzenlediği bu festival için sponsorlardan paralar alıyor. Bu sponsorlar, bu paraları belediyeye verirken, karşılığında belediyeden ne alıyorlar? Bu konunun altını özellikle çiziyorum.”

Erdek Körfezi Dayanışma Platformu olarak 4 yıldan beri “Sanayiniz Batsın” sloganı altında sürdürdükleri mücadeleyi kitap durumuna getirmek istediklerini vurgulayan Dadan, “Böylece bu mücadeleyi belgeleyeceğiz” dedi.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Yazarla Benim adim Feridun kitabiyla tanistim cok keyifle okumustum. Kendi hayatimdan yerler bulmustum sonra Netflikste filmini izledim Halil Sezai kafamdaki Feruduna Cuk diye oturdu. Neyse gecen gun cok unlu bir kitapciya ugradim rafta Sariyazi gordum ana dedim bakayim gene neler yazmis Mahir hocam oturdum bir koseye kitap beni icine kapti okudukca zaman nasil gecmis anlamadim derken calisan personel isterseniz kitabi satin alin burda bitirmeyin dedi imali sekilde fiyatini sordum 28 lira ney tabiki almadim. Almadim ama aklimda kitapta kaldi acaba noldu en son Özkan sara nöbeti gecirdi indirmemesi gereken cok onemli kolun uzerine bayildi. Allahim meraktan çatlicam eve geldim hemen kitabi sipariş verdim şans bu ya ertesi gün geldi işi gücü biraktim en baştan okumaya başladim. 135 sayfa 2 saatte bitti bu kadar kefiyle en son yüzüklerin efendisini okumuştum. Öneririm bu öykü kitabini efendim 8 öykü birbiriyle bağlantili.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
İnstagramda fenomen olan #hihieved ün tavsiyesini dinleyerek aldığım bir kitap.
Aynı zamanda aynı bölgede birbirlerinden haberdar olmayan insanların bir doğa olayı sonrasında yaşadıklarını anlatan 7 öyküden oluşuyor. Hikayeler ilerledikçe insanların birbirlerinin hayatlarına nasıl dokunduğuna da şahit oluyoruz.
136 syf.
·3 günde·10/10
Mahir Ünsal Eriş’ten okuduğum bu 5. Kitap, yazım dili, hikayeleri insanı öyle sarıp sarmalıyor ki; keşke her yıl böyle çifter çifter kitap yazsa ve biz onun hikayelerini sevenler olarak doyasıya okuyabilsek.

Sarıyaz; günler süren, sarı bir bulut gibi şehrin üstüne çöken hava durumunun sonucunda yaşanan depremin ve o şehirdeki insanların birbirine bir şekilde kesişen hikayelerini anlatıyor.

8 ayrı hikaye yer alıyor kitapta, içlerinden en çok hangisi beni etkiledi muhakemesine mutlaka düştüm, birbirinden ayırmak çok zor ancak “Dedemin Turnası” ayrı bir sızı bıraktı. Hep çok sevdim Mahir Ünsal Eriş’in çocukluk anılarını anlattığı hikayelerini belki de kendi çocukluğumdan izler bulduğum için olmalı, işte bu yüzden “Dedemin Turnası” yine en sevilen oldu ve o hikayede bir yarım kalmışlık hissettim, mesela o petrokimya tesisinin durumu ne oldu?
Hikaye diyip geçemedim kendimi internette araştırma yaparken buldum ve evet Bandırma’da ciddi anlamda sanayileşme hareketine ivme kazandırmak adına projeler hazırlandığı ve bunu dile getirirken de “49 bin dönümlük alanda 47 bin zeytin ağacı var ve neredeyse dönümüne 1 zeytin ağacı dahi denk gelmiyor, zeytinlikler için gerekiyorsa muafiyet getireli, zaten zeytin bakımından Bandırma’da, Ayvalık, Gemlik ya da Havran gibi öyle ahım şahım bir ürün yok” ifadeleriyle karşılaştım. Doğayı, ağacı, tarımı yok etmek bu kadar kolay karar verilebilir bir olgu olmamalı... Bir ağacı yok etmek bir insanı yok etmekle eşdeğerdir nazarımda, ancak rakamlarla hesaplıyıp, ekonomiyle yarıştırınca para daima doğayı ezen güç oluyor. Dilerim bu bakış açısı daha fazla güzellikler yok olmadan son bulur...

Özetle, kitap ince düşüncelere de kapı açıyor... Okuyun isterim..
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir olay etrafında gelişen aslında birbirinden bağımsız sekiz öyküden oluşan bu kitabı bir günde okudum. sokağın sesini etrafımızda gördüğümüz insanları öğrencileri ergenleri işleri batıranları mutsuz evlilikleri kısacası hayatı Sararan bir gökyüzünün altında okuyucuya sunuyor Mahir Ünsal. Öykü hayattı okuyalım
136 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İlk kez bir Mahir Ünsal Eriş kitabı okudum. Eser, öykü türüne ait.
Toplamda 8 öyküden oluşuyor,dolayısıyla 8 farklı yaşam akışından bahsediliyor. Özgün olan şu ki; tüm karakterlerin hikayesi aynı zaman diliminde geçiyor. Hepsi müşterek olarak bir mevsimdeler ve aynı olayı yaşıyorlar,bir depremi.
Öykü türünü sevenler için güncel ve güzel bir seçim olabilir.
Mutlu günler dilerim
136 syf.
Sarıyaz okuduğum ilk Mahir Ünsal Eriş kitabıydı, kapağını kapattığımda bende tatlı bir takdir hissi bıraktı. Havayı kaplayan sarı bir toz tabakasının akabinde vuku bulan depremin sekiz öyküde de arka plana yerleştirildiği, son sayfayı okuduğunuzda bu sekiz öykünün nasıl da incelikle birbirine iliştirildiğini gördüğünüz, kolay okunan, akıcı ve sürükleyici bir öykü kitabıydı.
Öykü türüne aşina biri olarak yazarla doğru bir tanışma kitabı seçmiş olmaktan kıvançlıyım. Bu tarz çocukluk anılarının zenginliğiyle bezenmiş, satır aralarında mesajı, tatlı bir kaygısı olan kitapları okumayı seviyorum. Nitekim yazar da eksenini çocukluğunun zengin anılarında tutarak yetişkin mesajlarını serpiştirmiş aralara. Dedemin Turnası ve Şengül en yüreğime dokunan hikayelerken Gül Özlem Gül ve Sevgi Çağının Sonu aynı evde yaşayan iki insanın birbirinden nasıl da uzağa savrulacağını oldukça etkileyici aktarmasıyla göz kırpan iki öykü oldu.
Velhasıl öyküseverlere tereddütsüz önereceğim bir kitaptı Sarıyaz.
Keyifli okumalar
“İnsan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur.”
...kitap yazmak falan, hakikaten ciddi iş. Şimdi bakmayın öyle marketlerde, pirinç ununun, lavabo açıcının yanındaki raflara dizilen şeylere.
Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığı ile bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kâbusuna uyur.
Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini,ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım.
Siyasetçiler ekseri böyledir. Siyaset dışında kalan hiçbir meseleye kafaları öyle etraflıca basmaz. Siyasetten ne kadar anladıkları ise zaten malum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sarıyaz
Baskı tarihi:
2 Nisan 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750740244
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Şimdilerde o günleri ananlar hep “Sarıyaz” diyorlar adına. Haziranın gevreyen toprak üstünde buram buram tüttüğü son demlerinde, topu topu on iki günlük bir zamandı oysa. Ama bütün bir mevsim, yıllar boyu hatırlanacak kadar yüklü geçmişti.

Tarihe “Sarıyaz” diye düşüldü o günler.

Her şey havanın lodosa dönmesiyle başladı. Rüzgar, Afrika’dan aldığı sapsarı çöl kumunu yanına katıp körfeze doldu, ortalık sarıya kesti. Her şey ama her şey öyle bir sarardı ki, sanki dünya sarı bir camın arkasına saklandı gibi oldu.

Yöre halkını tedirgin eden bu tuhaf doğa olayının ardından bir de deprem gelir. Lakin bu “aşağıdan aşağıdan vuran” deprem halka halka büyüyecek, Sarıyaz’ın büyüklü küçüklü karakterlerinin hayatlarında meydana gelen şiddetli sarsıntılarda yankı bulacaktır.

Mahir Ünsal Eriş altı yıl aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkıyor. Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’da, yine küçük bir kıyı şehrindeki sözümona sıradan insanların dünyalarına ışık tutuyor. Onların aşklarına, hüsranlarına, isyanlarına, hezeyanlarına, kalp yaralarına ve her şeye rağmen hayata tutunma çabalarına tercüman oluyor… Her zamanki sakınmasız, dürüst ama merhamet dolu, hayat dolu tavrıyla. Her zamanki gibi sokağı dillendirerek…

Kitabı okuyanlar 252 okur

  • Derya Demirci
  • Hatice nur
  • Hümeyra Gülcan
  • Hülya Kaya
  • Gülnur Tezcan
  • DFDS
  • Hülya akarsu
  • Tuğba
  • Ayperi
  • Taylan Emre Gülmez

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.7 (29)
9
%28.7 (29)
8
%28.7 (29)
7
%7.9 (8)
6
%3 (3)
5
%1 (1)
4
%2 (2)
3
%0
2
%0
1
%0