Adımlarım eski bir hatıraya basıyor,
Taşlar ufalanıyor altında,
Zaman mı ağır, yoksa ben mi geç kaldım,
Bilmiyorum.
Gözlerim bir noktaya saplanmış,
Kim bilir kaç gecedir orada duruyor,
Çatlamış bir cam gibi bakıyor dünyaya,
Kendini kesmekten yorulmuş.
Söylenmemiş cümleler diziliyor içimde,
Bazıları çoktan küflenmiş,
Bazıları hâlâ alev gibi,
Ama dudaklarımdan kaybolmuyor.
Yolun sonunda ne var bilmiyorum,
Belki ufalanmış taşlardan başka bir şey yok,
Belki bir ses çağırır, belki de kimse dönüp bakmaz,
Ama yürümekten başka çarem yok.