Alibey

İnsan neden acı çeker, biliyor musun? Kökü toprağına uymaz bazen, ne suyu tanır ne güneşi, ne büyüyebilir ne de ölebilir tam olarak.
1000Kitap
Reklam
Bilinmez
Adımlarım eski bir hatıraya basıyor, Taşlar ufalanıyor altında, Zaman mı ağır, yoksa ben mi geç kaldım, Bilmiyorum. Gözlerim bir noktaya saplanmış, Kim bilir kaç gecedir orada duruyor, Çatlamış bir cam gibi bakıyor dünyaya, Kendini kesmekten yorulmuş. Söylenmemiş cümleler diziliyor içimde, Bazıları çoktan küflenmiş, Bazıları hâlâ alev gibi, Ama dudaklarımdan kaybolmuyor. Yolun sonunda ne var bilmiyorum, Belki ufalanmış taşlardan başka bir şey yok, Belki bir ses çağırır, belki de kimse dönüp bakmaz, Ama yürümekten başka çarem yok.
1000Kitap
Adını koyamadım
Gözlerine bakınca hissettiklerim ne? Sana dair mi, yoksa içimdeki boşluğa mı? Bir adım atsam, duvar mı örersin? Çekip gitsem, arar mısın? Sormamak lazım belki de, Çünkü aşk hesap kaldırmaz. Ama sormazsam içim rahat etmez, Sahi, seven hep böyle mi kaybeder? Sesin içimde dolanıp duruyor, Ama bana ait mi, bilemiyorum. Sana inanmak istiyorum, Ama kalbim her seferinde geri çekiliyor. Bu, sevdanın suçu mu, Yoksa sadece benim korkum mu? Ne hissettiğini söyle bana, Çünkü ben artık adını koyamıyorum.
1000Kitap
Gözlerin Bıçak, Eller Kefen
Kıymık, yalnız tahtadan mı düşer? İçine saplanan kelimeler, can yakmaz mı? Zincir, demirden mi dövülür? Bir bakışın, dizleri çökertecek kadar ağır değil mi? Kan, yalnızca deriden mi akar? İçin için çürüyen bir yürek, kanamaz mı? Zehir, hep kadehle mi sunulur? Bir vedanın ardı, en keskin lokma değil mi? Toprak, sadece bedeni mi örter? Gömülen bir anı, diri diri çürümez mi?
1000Kitap
Ölüm, sadece nefessiz kalmak mı? Ya birini yaşarken gömmek? Yüzüne bakıp da tanıyamamak, Konuşup da hiç anlamamak ölmek değil mi?
1000Kitap