S.D

S.D
@Srp_dlmc
Sorun çıkmasın diye idare ettiğiniz her saygısızlık, hadsizliğin cürretini büyütür.
184 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
12. Buz Etkisi
Ringin köşesinde durmuş, halatlara tutunurken gözlerimi boşluğa dikmiştim. Zihnimin içi o kadar kalabalıktı ki, salonun içi neredeyse boş olmasına rağmen çok gürültülüydü. ​"Orada ne gördüğünü bilmiyorum ama pek iç açıcı olmadığı kesin," dedi Miran. Arkamdan yaklaşırken sesindeki o sakin ama otoriter tınıyı tanıyordum. İçindeki o gürültüyü susturmak istiyorsan," dedi Miran, gövdesini ağır ağır bana dönerken. "Soyut hayaletlerle dövüşmeyi bırakıp kanlı canlı birini hedef alman gerekir."Dudaklarımın kenarı meydan okumasıyla kıvrıldı. "Bakıyorum da hedef tahtası olmak için can atıyorsun. Sen misin o gönüllü?" ​Gözlerinden tehlikeli ama hayranlık dolu bir kıpırtı geçti. "Senin gibi birini çalıştırmak kolay değil," dedi başını iki yana sallayarak. "Ama devam etmeye değer." ​Ringin ortasına doğru yürürken zemindeki yankı, yaklaşan fırtınanın ayak sesleri gibiydi. Işıklar tam üzerimizde patladığında Miran’ın kalıplı silüeti karşımda yükseldi. O ne kadar güçse, ben o kadar rüzgârdım.​İlk hamle benden geldi. Havayı yırtan bir sol direkt savurdum. Miran başını milim farkıyla yana eğerek yumruğumu sadece göz ucuyla izledi. "Öfke refleksleri hızlandırır," dedi. "Ama refleksin zekâyla birleştiğinde , bir kemiği kıracak kadar güçlü olur." ​Beni köşeye sıkıştırdığını sandığı o an, iplerin soğukluğunu sırtımda hissettim. Tam üzerime yüklendiği sırada bir gölge gibi eğildim, omzuma yüklenip çaprazdan patlayan bir yumruk savurdum." Yumruğum göğsüne sertçe indi. Miran birkaç adım geri savrulurken gözlerindeki o kısa süreli şaşkınlık en büyük ödülümdü. "İşte bu," diye mırıldandı. "Şimdi gerçekten vurmaya başladın." Yıllardır bir gölge gibi peşimde olan o görünmez izleyici, yine oradaydı. Bir anlık refleksle, gardımı farkında olmadan düşürüp bakışlarımı ringin dışındaki o koyu karanlığa,
Reklam
Ah, Bu Sessiz Seçimler…
Her karanlığın içinde sessiz bir ışık saklıdır. İnsan bazen en çok dağıldığı yerde toparlanır. Bazı vedalar bağırarak gelmez; sessizce çöker insanın içine. Kalp severken yorulur, akıl susarken konuşur. Hayat bazen omuzlara ağır gelen sorumluluklar bırakır, bazen de insanı kendi içinden sınar. Peki insan en çok ne zaman kendinden vazgeçer? Sevgiyi mi seçmeli, huzuru mu? Güçlü durmak her zaman doğru mu, yoksa bazen kırıldığını kabul etmek de bir cesaret midir? Belki de en zor yol, kalbini susturup kendini duymayı öğrenmektir. Ama her fark ediş yeni bir başlangıçtır. İnsan bazen kaybettiklerinden değil, kendini bulduğu yerden güç alır. Ve belki de tam burada, sessizliğin içinde, yeniden filizlenen bir umut vardır.
Duygu ve Düşünce
Gürültülü Sanılan Sessizlik
Kalabalık görünür bazı insanlar. Gürültü onlara yakıştırılır. Oysa sessizlikleriyle yaşarlar. Herkes bakar; anlayan ya susar ya da susmaya mecbur kalır. open.spotify.com/track/15Wl8jVyU...
Duygu ve Düşünce