Düşüncelerinin sadece “kafanın içinde” kaldığını sanıyorsan, bedenin buna katılmıyor olabilir. Psikonöroimmünoloji alanındaki araştırmalar, zihinsel süreçlerin bağışıklık sistemiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin Sheldon Cohen’in stres ve soğuk algınlığı üzerine yaptığı çalışmalar, yoğun stres yaşayan kişilerin virüslere karşı daha savunmasız olduğunu ortaya koydu. Benzer şekilde Ellen Langer’ın “zihinsel çerçeve” deneyleri, algının fizyolojik belirteçleri değiştirebildiğini gösterdi.
İnanç boyutunda ise plasebo etkisi çarpıcıdır. Kişi etkili bir tedavi aldığına inandığında, beyin gerçekten dopamin ve endorfin salgılayabilir. Plasebo üzerine çalışmalar, beklentinin nörokimyasal yanıt oluşturduğunu kanıtladı.
Kısacası, zihnin bir “yorum makinesi” değil, aynı zamanda bir “biyokimya yönetmeni”. Düşünceler, hormonları; hormonlar, kalp atışını; kalp atışı da yaşam kaliteni etkiliyor. Yani beyninle yaptığın her prova, bedeninde sahneleniyor.
Peki biz kendi düşüncelerimizi fark edip doğru şekilde yönlendirebiliyor muyuz?