Bir yüz, bir sokak,
kalabalığın içinde âşık olduğu o an,
bir şiirin dizesi, onun gülümseyişi,
sonra aşk diye bir şey olmadığını yüz kez kanıtlayışlar kendi kendine…
öfke, gülüşler ve ağlayışlar, vedalar,
günlüğün sayfalarının arasına o günden koparılıp sıkıştırılmış bir kurumuş çiçek,
yırtılan sayfalar, tutulamayan sözler,
kış ve sonra yine yaz ve yine bir başlangıç…