Sevme sanatını ele alırsak bunun anlamı şudur: Bu sanatta ustalaşmak isteyen biri, disiplini, yoğunlaşmayı ve sabrı tüm yaşamına uygulamaya başlamalıdır.
Tıpkı çağdaş psikiyatristler gibi daha fazla müşteri çekmek için nasıl mutlu olmayı öğütlüyorlarsa, bazı papazlar da mutlu olmak için Tanrı'yı sevin diyorlar. ''Tanrı hep yanımızda olsun '' un anlamı ''Tanrıyla sevgide, adalette, doğrulukta bir olmak yerine, onunla iş ortağı olun'' dan başka bir şey değildir.
Çağdaş insan kendini metaya dönüştürmüştür, yaşama gücünü en fazla kar getirecek bir yatırım olarak görmekte, kişilik pazarında yerini almaktadır. Kendisinden, diğer insanlardan ve doğadan kopmuştur. Artık dileği, hünerlerini, bilgisini ve kendisini, yani ''kişilik paketini'' alışverişin kendisi gibi dürüst ve karlı olmasını isteyen biriyle değiştirmektir. Yaşamın ilerlemekten başka amacı, karlı bir alışverişten başka ilkesi, tüketmenin dışında başka doygunluğu yoktur. Bu koşullar altında Tanrı kavramının ne anlamı olabilir?
Tanrı ilk dinsel anlamından uzaklaştırılıp yabancılaşmış bir başarı kültürüne bağlanmıştır.
Bu nedenle yaşamımızı Tanrı'nın ilkelerine göre düzenlemek yerine, insan biçimli bir Tanrı'ya çocuk gibi bağlanarak yaşadığımız için bizler ortaçağın dinsel kültüründen çok, puta tapan ilkel kabilelerin dinsel kültürüne yakınız.