Ben, kötü bir adam değildim; işin aslı, nasıl bir adam olduğum belli değil. Ne aksi bir adam olabildim, ne de iyi, ne de namuslu, ne kahraman ne de korkak.
Ey ölüm! Mademki karşıma çıktın, gel beni kurtar! Octave, hain Octave! Kanımın lekesi üzerine kalsın! Beni nasıl bir kaderin beklediğini bildiğin halde buraya gönderdin. Tamam o zaman, istediğin olucak. Ey ölüm! İşte sana kollarımı açıyorum, nihayet bahtsızlıklarımın sonu geldi
Düelloların ve savaşların olduğu dönemde yaşasaydım, üzerime Marianne’nin renklerinden bir zırh giyer onu kanımla boyardım! Karşıma mücadele edecek bir rakip, meydan okuyacak bir ordu çıksaydı, hayatımı onun için feda etmem ne kadar anlamlı olurdu! Harakete geçmeyi biliyorum, ama konuşmayı beceremiyorum. Dilim yüreğimden geçenleri yansıtamıyorum, kendimi ifade edemeden zindandaki bir dilsiz gibi öleceğim.