Struggler

Struggler
@Struggler41
“Dünyayı yeni şekline sokmak için insan ruhuna farklı ve yeni bir yol açmalı. Herkesle içten, gerçekten kardeş olabilmek gücünü kazanmazsan yeryüzünde kardeşlik nasıl gerçekleşir? İnsanlar ne bilgilerini ne çıkarlarını isteyerek başkalarıyla paylaşıyor; haklarından vazgeçmiyolar. Açgözlülük, kıskançlık içlerini kemirecek, birbirlerine düşecekler. Hayalin ne zaman gerçekleşeceğini soruyorsunuz. Gerçekleşmesine gerçekleşecek, ama önce insan için ‘yalnızlık’ döneminin sona ermesi gerekiyor.” dedi. “Ne yalnızlığı?” diye sordum. “Her yerde, özellikle yaşadığımız bu yüzyıla çöreklenen yalnızlığı kastediyorum. Ancak daha ömrü tükenmedi bunun... Günümüzde herkes, kitle içinde sivrilerek bireysel bir hayat yaşamanın peşinde... Oysaki kişiliğini kanıtlamak için kendini geliştirmeye çalışan insan, bu çabasının sonunda ruhsal olarak bir yalnızlığa kapılır. Böylece dolu dolu, dört dörtlük bir hayat yerine manevi bir intiharla yüz yüze gelir. Evet, yüzyılımızda herkesin bireyselliğe kaçışı, kendi kabuğuna çekilmesi, varını yoğunu başkalarından kaçırması, insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak, karşılarındakine de kendinden nefret ettirme hissini veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça ‘Artık güçlüyüm, hiçbir ihtiyacım kalmadı!’ diye düşünür. Çılgının, ne kadar çok biriktirse kendisini o kadar ölüme götüren bir iktidarsızlığı kovaladığından haberi yoktur. Çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek başına sivrilmiş; ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmaya alıştırmıştır. Elde ettiği paranın getirdiği hakları ve sağladığı ayrıcalıkları yitirmemekten başka derdi, kaygısı yoktur. İnsan zekâsı giderek, kişilerinde güvenliğiyle rahatının tek, özel çabalarla değil, toplumun birleşmesiyle sağlanabileceği konusunda alaycı bir anlayışsızlık göstermeye
Sayfa 282·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aptallık kısa ve kurnazlıktan yoksundur; zekâ ise hileye, sinsiliğe başvurur. Akılda namussuzluk, aptallıkta doğruluk, namus vardır. Beni ümitsizliğe düşüren durumu ne kadar aptalca ortaya koyarsam o kadar kârlı olurum.
Sayfa 224·Kitabı okudu
Güzellik olağanüstü korkunç bir şey! Tanımlanamadığı, bir tanıma sığamadığı için korkunç. Tanrının yarattığı ne varsa bilmece gibidir zaten. Burada kıyılar birbirine yaklaşır, zıtlıklar yan yanadır. Ben kara cahilim kardeşim, ama bunlara çok kafa patlattım. Sayısız sır var yeryüzünde. İnsanın bu dünyada huzurunu kaçıran sırların haddi hesabı yok! Bildiğin gibi çöz, sonra da zeytinyağı gibi üste çık. Ah, o güzellik! Yoo, insanın iç dünyasının ufku yok. Çok geniş. Ben kendi sınırlarımı koydun. Şeytanın bile çözemeyeceği bir karışıklık var. Aklın aşağıladığını, kalp çoğu zaman güzel buluyor. İşin kötü tarafı, güzelliğin yalnız korkunç değil aynı zamanda gizemli oluşu... Şeytan, Tanrıyla boy ölçüşmek ve savaşmak için insan kalbini arena olarak seçmiş.
Sayfa 86·Kitabı okudu
- Hayır, öyle değil. İlk önce, kendinize yalan söylemekten vazgeçin. Kendine yalan söyleyip, bunu da ciddiye alan insan, sonunda kendi gerçeklerini ve dışarıdaki gerçek dünyayı göremez hâle gelir; böylece hem kendisine hem başkalarına saygısızlık eder. Saygının olmadığı yerde sevgi de olmaz. İnsan, bunun yarattığı boşluğu doldurmak için bayağı zevklerine, şehvet dolu isteklerine kendini kaptırıp gönül eğlendirir. Hayvanca bir ahlaksızlık ortaya koyar. Bütün bunlar, sürekli kendisine ve çevresine yalan söylemesinden kaynaklanır. Kendi kendine yalan söyleyen kişi, herkesten önce alınır. Bazen alıngan olmak hoşlarına gider, değil mi? İnsan, kimseden kötülük görmediği hâlde, sebepsiz yere kırılabilir; laf olsun diye pireyi deve yaparak, sadece ortamı değiştirmek için yalan söyleyebilir; ardından suratını asar, büyük bir zevkle gücenir ve bunu gerçek bir nefrete dönüştürür...
Sayfa 47·Kitabı okudu
Çoğu zaman insanlar, hatta caniler bile, haklarında verdiğimiz hükümlerden çok daha saf ve temiz ruhlu olurlar. Biz de öyleyiz.
Sayfa 13·Kitabı okudu