İnsan da toplum da kendi kabuğunu çatlatıp kendi daracık hücresinden çıktığı, ötekilerle karşılaştığı, başka insanları, başka yaşamları, başka toplumları tanıdığı oranda değişip gelişir.
İnsan kendini nesnelere yüklediği anlamla ve anılarla zenginleştiriyor. Nesnelerin kalıcılığında kendi kalıcılığını arıyor. Bütün bunlar ne olacak benden sonra sorusunu sorduğumda ise her biri göğsümün ortasında soğuk bir boşluğa dönüşüyor...Bazı kültürlerde insanlar eşyaları ile birlikte gömülürlermiş. Onları anlıyorum.
Ben az ağlarım, çocukluktan beri ağlamamaya koşullandırılmışımdır. Belki açık açık, doyasıya ağlayamadığımdan içim çok ağlar; hıçkırıklarla, katıla katıla ağlar içim.