Gurubun al yanaklarıyla, göğün yüzünün arasında bir sınırda; bir gölge, bir manâ olarak tasvir oluyor, onu betimleyen ressamın tuvaline. Yükseklerde uçup göç eden kuşların telâşı, kırlarda koşuşturan yumurcakların sevinç çığlıklarına karışıyor. Mai ve asmani renklerin hakim olduğu uzun uzadıya boyanmış duvarlar; çokça yaş almış bir ninenin elinden çıkan ilmekler gibi örülmüş, insanların yanından geçerken güzelce bir melodiyi ya da en sevdiği şiiri andırırcasına. Yalnızlığa tek başına meydan okuyan bir bank görünüyor ileride. Menzile varmış bir aşık oturuyor sevdiğinin yanına. Sevgi diye günaha batanlara inat izliyor onu. Dokunmadan, yormadan, kırmadan, öylece uzaktan...