Duvarlara çarpa çarpa parçalanan pervane kanatları gibi yıpranmış, bir eşiği çıkamamanın inançsızlığını gururuna yedirmeye çalışan, yorgun ve bitap adımlarını yukarıdan izleyen bir adam görünüyor ufukta. Bağ kurduğu dağların yüceliğiyle, gözünü seyirttiği enginlerin arasında yumarak gözlerini sessiz ve bir o kadar da sakin dinginliğe, doğanın türküsünü mırıldanıyor yorgun dudaklarıyla. Yanılmış, darılmış, kırık bir melodiyle atmış heybesine dünyayı. Geçmişin yükünü taşımaktan yorulmuş omuzlarına düşürüp başını, dünyanın tersini de düzünü de avuçlarının içinden geçiriyor.