"Çocukluğumda duyduğum bir masala göre, zemheri soğuğunda, serçe ile yavrusu bir dala konmuş. Biraz sonra bıyıkları buz tutmuş ve gözleri soğuktan yaş içinde bir avcının yaklaştığını görmüşler. Serçe yavrusu, 'Bak anne, ne kadar merhametli bir adam, gözleri yaş içinde.' Anne yavrusunu ses çıkarmaması için uyarmış, 'Sen onun gözündeki yaşa değil, elindeki kana bak!' demiş."
"Güzellikten çok daha farklı bir şeydi beni ona vurgun kılan. Anlatılmaz, dile söze gelmez bir şey; bir hava, bir tavır, sesindeki ince bir kırılma, dudaklarının kıyısındaki hafif bir gölgelenme... Bunların hepsi, hepsi çok güzel şeylerdi. Ömür boyu içinden çıkılmayan, her anın lezzetiyle dolup taşan bir sığınaktı, birbirimizde bulduğumuz. "