Cenk savaş

eğitimime okul yüzünden uzunca bir süre ara vermek zorunda kaldım.
Reklam
özgür olmayı deneyin; açlıktan ölürsünüz. bütün aşağılanmalarımız açlıktan ölmeye karar veremememizden gelir.
kara gün kararıp kalmaz..
tutamak sorunu dedim. dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaylardaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, "— veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur," demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum...aylak adam
hakikat, entelektüel bilinçle kavranılamaz. bu sır, çok kitap okuyarak da çözülemez. 'okudum bildim deme, çok tâat kıldım deme. er'i, hakkı bilmezsen, bu boşuna emektir.' er hakkı bilen kişidir. hakkı bilen kişi ise egosunu yenmiş yok etmiştir. sonsuz hiçlik gerçeğini anlamak için ego ölmeli ve biz bir hiç olmalıyız. bir kalpte iki şey bir arada yaşamaz. ya o ya da ego için yer vardır. ve ego bizleri ancak acı ve gözyaşına boğarak gider. bu, geride hiçbir şey kalmayıncaya kadar devam eden acı verici bir süreçtir. bu fenâ halidir. yok olmaktır. bu hal, egonun hükmünü, kişinin benlik duygusunu tamamen kaldırır. fenâ içinde kişi bütün bütün yok olup gitmişken; allah, kendi varlığından ona yeni bir hayat verir. onu kendi boyası ile boyar. kişinin içindeki ve dışındaki bütün vasıfları değiştirir. artık ölümün zaten alacağı egoist benlik bırakılmış, mutlak benlik onun yerini almıştır.”alıntı
Reklam