Ulaştıktan sonra kendisinden elde edilen mutluluk ve hazzın günden güne azalarak tamamen yok olmadığı; ulaşan nazarında, ondan bir önce elde etmiş olduğu hal gibi olmayan ve elde edene kendisi için daha önce söz konusu olmayan aşırı üzüntü, endişe ve elem vermeyen hiçbir mertebe yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü sevilen şeyler uzun süre var olduklarında insan onlara sahip olduğu için herhangi bir haz hissetmezken kaybettiğinde hemen şiddetli bir elem hisseder.
Bundan dolayı bizim, amaçlarımızı gerçekleştirebilmek, ifrat(aşırılığa kaçma) ve tefritten(ihmalkarlık) dolayı başarısızlığa uğramamak için, kendileri vasıtasıyla amaçlarımızı elde etmeyi istediğimiz düşüncelerimizde ve endişelerimizde mutedil(ölçülü) olmamız gerekmektedir.
Eğer kişi, bizim burada ifade ettiklerimiz çerçevesinde dikkatlice düşünürse, haset edilenin gerçek durumunun haset edenin düşün-düğünden çok farklı olduğunu anlayacaktır. Çünkü haset edilen kimse haset edenin tasavvur ettiği gibi büyük bir ihtişam, debdebe, mutluluk ve zevk içinde değildir. Muhakkak ki insan, devamlı surette bir hali önemli ve büyük görür, ona ulaşmayı arzular ve ona ulaşanların da mutlak surette mutluluk ve zevk içinde olduklarını düşünür. Fakat kendisi söz konusu hale ulaştığında, o halde yerleşip karar kılıncaya ve o hale ulaşmış olarak bilininceye kadar çok kısa bir an sevinir ve mutlu olur.
Bu alem karşısında hayret etmeyen, şaşırmayan; alemdeki her şeyi bilmek istemeyen; öldükten sonraki durumunun ne olacağı ile ilgilenmeyen, buna önem vermeyen kişi hayvanlar, hem de yarasalar, balıklar ve düşünmeyen, hatırlamayan değersiz şeyler kadar akla sahiptir.